Akp nin çıkardığı zina yasası

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 1999/24
Karar Sayısı : 1999/30
Karar Günü : 13.7.1999
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :
Buharkent Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6123 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle değiştirilen 442. maddesinin, Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Eşinden ayrı yaşayan sanığın bir süredir başkasıyla birlikte olduğunun saptanması üzerine, Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesi uyarınca cezalandırılması için açılan davada Cumhuriyet Savcısının Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, Yasa hükmünün iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Mahkeme kararının gerekçe bölümü şöyledir:

Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesinde öngörülen suç, bağımsız ceza yaptırımına bağlanmış özel nitelikli bir zina suçudur. (Yarg. 5.C.D.sinin 22.12.1993 tarih ve 4269/4668 EK.).
Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesi fail hakkında uygulandığı takdirde suça ortak olan, zorunlu diğer fail hakkında da uygulanmalıdır. (Yargıtay CGK.nun 5.3.1930 tarih ve 260/419 E.K. sayılı kararı).
Ayrı yaşamada haklılık olgusu incelendiğinde;
Sanık Rukiye eşi ile aralarında geçimsizlik olduğu için 5.5.1997 tarihinde Buharkent Asliye Hukuk Mahkemesinde boşanma davası açtığını ve ayrı yaşamaya başladığını daha sonra suça konu fiili işlediğini beyan etmiş, getirtilerek incelenen ve kesinleşen Buharkent Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.5.1998 tarih ve 1997/34 esas, 1998/59 karar sayılı ilamında davacı sanığın 7.5.1997 tarihli dilekçesiyle evlendiklerinden beri eşinin evliliğin kendisine yüklediği hiçbir görevi yerine getirmediğini… vs. nedenlerle boşanma talebinde bulunduğu davalı müşteki Ramazan’ın ise 21.5.1998 ve 19.6.1997 celselerde açılan davayı kabul ettiğini ve böylece tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık Rukiye ve suç ortağı Nevzat’ın ise boşanma davası açıldıktan yaklaşık 2,5 ay sonra 20.7.1997 tarihinde davaya konu fiili gerçekleştirmişlerdir.
Görüldüğü üzere boşanma davasında davacı sanık Rukiye terkte haklı olduğunu kanıtlamıştır.
Kadının zinasını düzenleyen TCK.nın 440. maddesi Yüksek Anayasa Mahkemesince Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Erkeğin zinasını düzenleyen TCK.nın 441. maddesi de Yüksek Anayasa Mahkemesince Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Her iki iptal kararı da yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Buna karşılık ayrı yaşamakta haklı olan kadının yasasını düzenleyen bağımsız ceza yaptırımına bağlanmış özel nitelikli bir zina suçu niteliğindeki TCK.nun 442. maddesi ise halen yürürlüktedir.
Bu durumda kadının zinası suç olmaktan çıktığı halde ayrı yaşamakta haklı olan kadının ve ortağının zinasının suç sayılması Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesine aykırıdır.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK.nın 442. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu hususundaki iddia ve savunma ciddi görülerek TCK.nın 442. maddesinin iptali istemi ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun itiraz konusu değişik 442. maddesi şöyledir
“Madde 442-
Yukarıdaki maddelerde yazılı cürümlerin işlendiği sırada karı ve koca biribirinden nikâh baki olduğu halde hakimin hükmü ile ayrılmış veya biri diğerini terketmiş ise herbirinin cezası üç aydan bir seneye kadar hapistir.”
B- İlgili Yasa Kuralları
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili görülen maddeleri şunlardır :
1- “Madde 443-
Geçen maddelerde yazılı olan cürümlerden dolayı takibat icrası karı kocadan biri tarafından şahsi dâva ikamesine bağlıdır. Bu keyfiyet, cürümde şerik olanlar içinde şarttır.”
2- “Madde 444-
Dâvadan vazgeçmek, hükümden sonra dahi makbuldür. Bu halde hükmün icrasından ve cezanın neticelerinden sarfınazar olunur. Karı kocadan birinin ölümü dâvayı iskat eder.”
C- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralı şudur :
“MADDE 10.-
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
D- İlgili Anayasa Kuralları
İlgili görülen Anayasa kuralları şunlardır :
1- “MADDE 2.-
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
2
- “MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.”

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince; Ahmet Necdet SEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ’in katılımlarıyla 14.6.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Zina suçuna, Türk Ceza Kanunu’nun “Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhinde Cürümler” başlıklı sekizinci babının beşinci faslında yer verilmiştir. Evlilik birliğinin eşlere yüklediği cinsel sadakatin ihlâli olan zina, evli bir kişinin eşinden başkasıyla cinsi ilişkide bulunmasıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin 23.9.1996 günlü, Esas: 1996/15; Karar: 1996/34 sayılı kararıyla kocanın zinasını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 441., 23.6.1998 günlü, Esas: 1998/3; Karar: 1998/28 sayılı kararıyla da karının zinasına ilişkin 440. maddesi iptal edilmiştir. 441. maddenin iptali sonucu oluşan hukuksal boşluğun doldurulabilmesi için iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. İptal kararının 27.12.1996 günlü, 22860 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasına ve yayımı tarihinden itibaren belirtilen sürenin geçmesine karşın yasakoyucu tarafından bugüne kadar yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Karının zinasını düzenleyen 440. maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı da 13.3.1999 günlü, 23638 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden karı ve koca için zina suç olmaktan çıkmıştır.
A- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, Türk Ceza Kanunu’nun 440. ve 441. maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra karı ve koca için zinanın suç olmaktan çıkmasına karşın, 442. maddenin, ayrı yaşamakta haklı olan karının zinasını ceza yaptırımına bağlanmasının Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 2949 sayılı Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. Taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, konuyla yakın ilgisi gözetilerek, Anayasa’nın 2. ve 38. maddeleri yönünden de inceleme yapılması gerekli görülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa’nın 38. maddesinde, hiç kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir eylemden dolayı cezalandırılamayacağı, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ise ancak kanunla konulacağı öngörülmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun sekizinci babının beşinci faslında yer alan 442. maddesinde; “Yukarıdaki maddelerde yazılı cürümlerin işlendiği sırada karı ve koca birbirinden nikah baki olduğu halde hakimin hükmü ile ayrılmış veya biri diğerini terk etmiş ise her birinin cezası üç aydan bir seneye kadar hapistir.” denilmektedir. Madde zina suçunun indirim nedenlerine ilişkin olup uygulanabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun 440. ve 441. maddelerinde belirtilen zina suçunun işlenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararları sonucu 440. ve 441. maddelerde düzenlenen zinanın suç olmaktan çıkması nedeniyle 442. madde uygulanmaz hale gelmiştir. Bu durumda, zina suçu ve buna bağlı olarak cezası da ortadan kalkmış olması sonucu cezanın indirimini düzenleyen 442. maddenin uygulanma olanağı kalmadığından Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesiyle ilgisi görülmemiştir.
B- İptal Sonucu Yasa’nın Diğer Hükümlerinin Uygulama Olanağını Yitirip Yitirmediği Sorunu
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhine yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir” denilmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesinin iptali sonucu 443. ve 444. maddelerinin de uygulanma olanağı kalmadığından, 2949 sayılı Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca anılan maddelerin de iptali gerekir.

VI- SONUÇ

A- 1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 442. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B- 442. maddenin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan Yasa’nın 443. ve 444. maddelerinin de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALLERİNE, 13.7.1999 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

12 Yanıt “Akp nin çıkardığı zina yasası”

  1. kemal erdem Diyor ki:

    yav siz bu milleti hepten manyak mi zannediyorsunuz be. bir müslüman bu kadar ucuz siyaset yaparmı yaa allah sizin müstehakunuzi versun ne diyeyim bilmem ki. yukarda yazdığınız yasanın karar tarihi 1999 .o tarihte akp mi vardı allah aşkına yaa

  2. ugur bilir Diyor ki:

    bu akp neler yapmadiki, sadece zina olsa,
    bunlar her seyi satilar,
    bir namus kaldi onu da 5 paralik etiler,
    artik nemiz kaldi bilmem, bir türk veya musluman ismimiz kaldi,
    yakinda ismimiz de bush, pusht, sirak, kelek, sharon, katil felan olursa sasmam.

    neyse, uzulmeyelim, diyerleri de ayni degilmi, elimizi kaptirdik, vampire,

  3. recep amca Diyor ki:

    kardeş biz de yeni öğrendik vallaha… allah razı olsun senden ki milleti bu büyük yanlıştan kurtardın… ayrıca bu sitenin bağlı olduğu milli görüşçülere de bir sitemde bulunmak istiyoruz… sadet oyunu akpyi azaltarak artırp da yine meclise giremeyince bu durum chpnin işine gelmeyecek mi allah aşkına…

    allah bunu soracak vallahi…

  4. selahattin tırın Diyor ki:

    yasasın ak partiyle hiçbir alakası yoktur yasasın karar tarihi 1999 tur. kimseyi kandırmayın. sözde müslüman olacaksınız neden yalan söylüyorsunuz

  5. Altan Diyor ki:

    Eski ceza yasasındaki 440 441 442 443 no’lu “Evli Kadın eli erkeğin zinası” nı düzenleyen maddeler yeni yasada yok.
    Kendi rızası ile yaş indirildi.
    Teşhiri engellendi.
    Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
    Kanun No. 5349 Kabul Tarihi : 11.5.2005

    MADDE 1. — 4.11.2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “Özel ceza kanunları ile ceza içeren” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

    (3) Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüzmilyon Türk Lirası esas alınır.

    MADDE 2. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    Madde 6. — (1) Kanunlarda öngörülen “ağır hapis” cezaları, “hapis” cezasına dönüştürülmüştür.

    (2) 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlarla ilgili olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 13 ve 15 inci maddelerinin uygulanması zarureti bulunan hallerde;

    a) Ağır hapis iken, birinci fıkra uyarınca hapse dönüştürülen cezalar, kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir yıl, üst sınır yirmidört yıl olarak,

    b) Hapis cezalarında kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır yedi gün, üst sınır beş yıl olarak,

    Uygulanır.

    MADDE 3. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi

    Madde 7. — (1) Kanunlarda, “hafif hapis” veya “hafif para” cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda “hafif hapis” cezasının üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezasının hesaplanmasında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur.

    (2) Kanunlarda, “hafif hapis cezası” ile “hafif para cezası”nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde “hafif hapis cezası” esas alınır.

    (3) Kanunlarda, sadece “hafif para cezası”nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz.

    (4) Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

    MADDE 4. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında geçen “1 Nisan 2005″ ibaresi “1 Haziran 2005″ olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

    (4) Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.

    MADDE 5. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen “1 Nisan 2005″ ibaresi “1 Haziran 2005″ olarak değiştirilmiştir.

    MADDE 6. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

    GEÇİCİ MADDE 1. — (1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır.

    MADDE 7. — Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    MADDE 8. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

    17 Mayıs 2005

    Balge: Resmi Gazete

  6. sezai karaosmanoğlu Diyor ki:

    gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
    Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
    Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
    D- İlgili Anayasa Kuralları
    İlgili görülen Anayasa kuralları şunlardır :
    1- “MADDE 2.-
    Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
    2
    - “MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
    Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
    Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
    Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
    Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
    Ceza sorumluluğu şahsîdir.
    Genel müsadere cezası verilemez.
    İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
    Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.”

    IV- İLK İNCELEME

    Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince; Ahmet Necdet SEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ’in katılımlarıyla 14.6.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

    V- ESASIN İNCELENMESİ

    Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
    Zina suçuna, Türk Ceza Kanunu’nun “Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhinde Cürümler” başlıklı sekizinci babının beşinci faslında yer verilmiştir. Evlilik birliğinin eşlere yüklediği cinsel sadakatin ihlâli olan zina, evli bir kişinin eşinden başkasıyla cinsi ilişkide bulunmasıdır.
    Anayasa Mahkemesi’nin 23.9.1996 günlü, Esas: 1996/15; Karar: 1996/34 sayılı kararıyla kocanın zinasını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 441., 23.6.1998 günlü, Esas: 1998/3; Karar: 1998/28 sayılı kararıyla da karının zinasına ilişkin 440. maddesi iptal edilmiştir. 441. maddenin iptali sonucu oluşan hukuksal boşluğun doldurulabilmesi için iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. İptal kararının 27.12.1996 günlü, 22860 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasına ve yayımı tarihinden itibaren belirtilen sürenin geçmesine karşın yasakoyucu tarafından bugüne kadar yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Karının zinasını düzenleyen 440. maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı da 13.3.1999 günlü, 23638 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden karı ve koca için zina suç olmaktan çıkmıştır.
    A- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
    Başvuru kararında, Türk Ceza Kanunu’nun 440. ve 441. maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra karı ve koca için zinanın suç olmaktan çıkmasına karşın, 442. maddenin, ayrı yaşamakta haklı olan karının zinasını ceza yaptırımına bağlanmasının Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
    Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 2949 sayılı Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. Taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, konuyla yakın ilgisi gözetilerek, Anayasa’nın 2. ve 38. maddeleri yönünden de inceleme yapılması gerekli görülmüştür.
    Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.

  7. mustazaf Diyor ki:

    ula uşağum.zina yasası zaten vardı.bekar çiftlerin zinası şikayet edilmedikçe ve kimseyi rahatsız etmedikleri sürece suç değildi zaten.bu akp dediğin var ya onlar evli çiftlerin başkalarıyla yaptığı zinayıda yasallaştırdı.millet manyak değil zır cahil sadece.Allahın zina,haram dediği şeye yok”helaldir ve suç değildir diyen bi devleti hala savunuyo.yasayı o çıkarmamış olsa bile ki öyle değil.
    başa geçti madem kaldırsa ya o yasayı, zina suç saysa ya.yok ama yaparmı meydanlarda söz verip atıp tutan kasımpaşalı o değildi çünkü.biraz ufak atsaydı madem sözünü tutamıcaktı.4 buçukluk iktidarında ne yaptı söyleyin fabrika açmaktan,özelleştirme yapmaktan başka.ucuz siyaset yapan belli.siz yokken onun arkasında biz vardık.arkasından niye çekildik bi düşünün bakalım.iktidar olan bi adamımızı niye bırakalım.yaptıki bişey bıraktık dimi.görün artık yaptığı pislikleri.yoksa o çok sevdiğiniz tayyipi mahvediceniz el birliğiyle haberiniz olsun.onun iyiliği için görün de sesiniz çıksın.akıllanın biraz

  8. erdogan Diyor ki:

    benim sorum bizimi kandiriyorlar?acaba kadinlar zina yapiyor erkek ruh hastasi oluyor halbuki onlarida kadinlar doguruyor kadinlar asa allah gibi kanun gibi hissediyorlar kendilerini erkeklerde ciktiklari yere adapte oluyor mal benim kime istersem veririm sanane erkeklerde koyun gibi duyanin en cok kapital kadin a gidiyor evlende gor mali olmaya devletli ciganda bir nefes sihat icin kadinlar yas banka olmus erkekler oraya para yatiriyor devami var ama kariyer meselesi yoksa zina edenin cocuklari ne yapsi mesele derseki benim babam senin enneeni duzmus hapishaneler dolur tasar karari veren mahkeme degil karari cikaran zaat zaten ibnedir

  9. ser Diyor ki:

    tamamda akp evet suçlu bu kanunları çıkardıkları için bunu eleştirebilriz ya şimdiki ve önceki saadet partisi çokmu iyi yani ne farkı var sonuc itibari ile aynı hepsi yönetim aynı hüküm aynı onlarda bunlarda geldiklerinde insan yapması kanunlarla insanları yönetiyorlar biraz akıllı olalım

  10. Egemen Diyor ki:

    Bir insan eşini aldatmış olabilir doğru birşey değildir ama bence bu da hapis yatılcak bir suç değildir … Adam/kadın zaten zina yaparakdan kendi kendine ceza veriyor, yuvası yıkılıyor. Bundan daha büyük bir ceza varmı. Eğer eş isterse tazminat ödense daha iyi olur gibime geliyor.

  11. ayhan yılaz Diyor ki:

    selamunaleykkum.bugün bazılarının hala savunmakta olduğu akp hükümeti diyelim ki zinanın suç olmaktan çıkması ile hiçbir alakası olmasın.ama şu bir gerçek ki akp başa geldiği günden beri hem batıya hem abd ye hem de avrupa birliğine olan değerleri kendileri arttırmaya çalışıyor.daha düne baş örtüsü sorununu halledeceğiz dediler.artık bugüz örtü sorunu tamamen ortadan kalktı ve artık mecliste konuşulmuyor neyse allaha emanet olun

  12. Yahu açık açık belgenin 1999′a ait olduğu yazıyor..
    Yani açık açıktan da öte bir şey bakar körlere bile hitab eder şekilde..

    Be hey ‘Allah ile Aldatanlar’, yakışıyor mu bu yalan size, dininize imanınıza?
    Hadi kıtlığınızı anladık da…

    http://www.voanews.com/turkish/archive/2004-09/a-2004-09-16-23-1.cfm?moddate=2004-09-16

    AK Parti, zinayı suç kapsamına almak istemiştir lakin bunu başaramamıştır.
    Üstteki haber linkine bakın da görün.

    Olmadı buradaki TEPKİnin neye ve kime oldğuna da bakın;

    http://bianet.org/kadin/medya/42343-devlet-namus-bekciligine-son-versin

    Ayıptır..
    İzan, insaf gerekir…

Yorum Yapın