Milli Nizam Partisi

Milli Nizam Partisinin gayesi

1- Partimiz, milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin, kuvvetten fiile çıkarılmasını, inkişafını ve cemiyetimize nizam, huzur, içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet getirmesini gaye edinmiştir.

2- Partimizin, milletimizin manevi kalkınma yanında müsbet ilimlerde ve teknikte taklitçilikten kurtulması, yapıcı, keşf ve icad edici gerçek bir inkişafa ve her sahada büyük şahsiyete erişmesini gaye edinmiştir.

3- Partimiz, milletimizin geçirdiği tarihi tecrübeler, kazandığı olgunluk sayesinde, milli ve manevi değerlerimize halel getirmeden, demokratik hukuk nizamı içerisinde, maddi ve manevi kalkınma hareketlerinin, basiretli ve isabetli bir sentezini yapacağını ve bu suretle beşeriyete ışık tutacak, refah ve saadet getirecek, yeniden dünya’ya örnek üstün bir medeniyet kuracağım kabul eder ve bu büyük gayeye erişmek için vatandaşlarımızı hizmete çağırır.

Milli Nizam partisinin kurucuları

1- Prof. Dr. Necmettin Erbakan
2- Ali Haydar Paksu
3- Ali Haydar Aksoy
4- Süleyman Arif Emre
5- H. Tahsin Armutcuoğlu
6- Ömer Çoktosun
7- Ekrem Ocaklı
8- Ö. Faruk Ergin
9- Saffet Solak
10- Hasan Aksay
11- Ali Oğuz
12- İsmail Müftüoğlu
13- Nail Gürel
14- Dr. Fehmi Cumalioğlu
15- Hüsamettin Fadıloğlu
16- Bahattin Çarhoğlu
17- Mehmet Satoğlu
18- Rıfat Boynukalın

Milli Nizam Partisi’nin Faaliyetleri

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Genel Başkanı olduğu Milli Nizam Partisi mecliste on kişiyi bulup grup kuramadığı için, milletvekilleri resmen parti adına aksiyonlara girişemiyorlardı. Yapılacak teşebbüsleri kendi adlarına yapıyorlardı. Böyle olmasına rağmen çok önemli parlamento faaliyetlerine girişilmiştir.

Bu faaliyetlerden bazıları şunlardır:

l- AP’NİN YERLİ SANAYİCİLERE KARŞI OLUŞUNUN TESBİT EDİLMESİ

Milli Nizam Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, partisinin meclisde grubu olmadığı için Bütçe Plan Komisyonu’nda şahsı adına söz alarak hükümetin yapılacak yeni sanayi yatırımlarında tercihini yerli müteşebbislerin aleyhine kullandığını açıklayarak Süleyman Demirel başkanlığındaki Adalet Partisi iktidarını köşeye kıstırmıştır.
Bu gerçeklerden haberi olmayan AP’li milletvekili ve senatörler bu iddiaları aşırı bularak Erbakan’a çıkışarak şöyle diyorlar:
“Yağma yok hoca, bu kadar ağır ithamları partimize yönelteceksiniz, sonra da çekip gideceksiniz, olmaz
böyle şey. Delil isteriz, bu işi bu safhada bırakamazsınız.”
Erbakan’ın isteği de zaten bu idi. Ama kişisel konuşmalar 10 dakika ile kısıtlı.

Erbakan cevaben: “Mühlet verin, delillerimi, misallerimi açıklayayım” diyor.
Mühaletefe mensup çok sayıda milletvekili, kendi konuşma haklarını Erbakan’a devrediyorlar. Bunun üzerine Erbakan kırk’ı aşkın dosya üzerinde ayrıntılı açıklamalar yapıyor, hükümetin yerli tüccarı, yerli sanayici, yabancı sermayeye haksız bir şekilde nasıl ezdirdiğim bir bir açıklıyor.
Erbakan’ın bu açıklamalarından sonra hükümet adına bu iddiaları cevaplamak için o günün sanayi bakanı Bursa Milletvekili Ahmet Türkel Bey konuyu incelemek için Bütçe Komisyonu’ndan 8 saatlik süre istiyor. Kendisine istediği kadar süre veriliyor. Hazırlığını yapıp geldikten sonra yaptığı konuşmada şöyle demiştir:
“Yapılan iddiaları dosyalar üzerinde bir bir inceledim. Erbakan Bey’in söyledikleri doğrudur. Maalesef hükümetimiz verilen her misalde tercihini yerli müteşebbisler lehinde kullanmamış, yabancılar veya onlarla ortak olanlar lehinde kullanmış…”
Bunun üzerine Adalet Partili parlementerlerden “sıfır, sıfır” sedaları yükseliyor, sen nasıl bakansın bizi savunacağın yerde Erbakan’ı doğruluyorsun; diye kızıyorlar.
Bu olay gerek Erbakan ve gerekse onun ortaya koyduğu Milli Görüş aksiyonu bakımından çok müsbet gelişmelere yol açmıştır.

2- ORTAK PAZAR HAKKINDA GENSORU ÖNERGESİ

Erbakan, Milli Nizam Partisi olarak Ortak Pazar’a karşı olduklarını kamuoyuna açıklamış ve büyük bir kampanya başlatmış, yurdun her bölgesinde büyük mitingler düzenleyerek gizlenen gerçekleri anlatmaya çalışmış. Bununla da yetinmeyip bu meseleyi ilk kez meclis gündemine getirmiştir. O zamanlarda Avrupa Topluluğu’nun siyasi birleşme gayesi, masonik partiler ve bazı çevrelerce çok daha sıkı bir şekilde gizli tutuluyordu. Erbakan’ın meclisteki açıklamaları, bu sebepten sert tepkilere neden oluyordu.

3- İNSAN HAKLARI ÖNERGESİ

Milli Nizam Partisi döneminde 12 Mart Askeri Müdahalesi olduktan sonra anayasada değişiklikler yapılmaya başlandığında Erbakan fırsat bu fırsattır diyerek, fikir suçlarını cezalandıran 163.’cü maddeyi ele alan zor kullanılmadıkça fikirlerin açıklanmasının suç sayılamayacağım öngören bir değişiklik önergesi hazırlayarak Anayasa Komisyonu’na verdi. Komisyonda söz alarak savunmasını da yapıyor. Ama AP ve CHP oylarıyla reddedildi.

Milli Nizam Partisi Programı 1

ESAS GAYE

1- Partimiz, Milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin, kuvveden fiile çıkarılmasını, inkişafını ve Cemiyetimize nizam, huzur, içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet getirmeyi gaye edinmiştir.

2- Partimiz, Milletimizin manevi kalkınma yanında, müsbet ilimlerde ve teknikte taklitçilikten kurtulmuş, yapıcı, keşf ve icad edici gerçek bir ilmi inkişafa ve her sahada büyük şahsiyete erişmesini gaye edinmiştir.

3- Partimiz, Milletimizin geçirdiği büyük tarihi tecrübeler ve kazandığı olgunluk sayesinde, milli ve manevi değerlerimize halel getirmeden demokratik hukuk nizamı içerisinde manevi ve maddi kalkınma hareketlerinin basiretli ve isabetli bir sentezini yapacağını ve bu suretle beşeriyete ışık tutacak, refah ve saadet getirecek, yeniden dünyaya örnek üstün bir medeniyet kuracağını kabul eder ve bu büyük gayeye erişmek için vatandaşlarımızı hizmete çağırır.

Demokrasi Anlayışımız

4- Partimiz demokrasiyi, hakka en riayetkar, en bilgili ve en liyakatli kimselerin millet hizmetine getirilmesi ve milletin en adil, en isabetli ve ilmi usullerle idaresi için hakkı arayan ve hakkın tahakkukuna çalışan hak ve hakikat otoritesine yol açan serbest imkanlar zemini olarak tarif eder.

Demokrasinin tekamülü, fertlerin fazilet yolunda erişecekleri tekamülün muhassalası olarak anlaşılmalı ve nefsani, başıboş hürriyet temayüllerinin hedefi olmamalıdır.

Partimiz, demokratik rejimin ancak, ahlak ve faziletin hakim olduğu cemiyetlerde teessüs ve tekamül edebileceğine inanır; bu temel hasletlerin bozularak cemiyet içerisinde nizamlayıcı tesirini kaybetmesi halinde ise demokrasinin de dejenere olarak insan haysiyetine aykırı rejimlerden birine inkılap edeceğine ve bir anarşi aleti olacağına muhakkak nazarı ile bakar.

Bu itibarla siyasi mücadelelerdeki metodumuz, yapıcı, uyarıcı, birleştirici, hak ve hakikat otoritesini tanıyıcı hak ve hakikatı müdafaada açık, cesur ve ahlak ve fazilete riayetkar, fikre karşı fikirle mukabele edici mahiyette olacak, ilimsiz, dayanaksız, tahrik ve tahkir edici menfi metodların siyasi bünyemizden tasfiyesini şiar edinecektir.

İçtimai Adalet

5- Partimiz, mutlak olarak cemiyeti gözetip, ferdi ihmal eden veya ferdi gözetip, cemiyeti ihmal eden, sistemlerin içtimai adalet anlayışını ve tatbikatını yeterli bulmaz. İçtimai adaletten maksadımız fertle cemiyet ve bakla emek arasında adilane bir dengenin bulunmasıdır. Partimiz bu dengede hatta sadece adaleti kifayetli addetmeyip, fazilet ve ihsan ile daha mesut cemiyet nizamına ulaşılmasını gaye sayan. Bundan dolayı Partimiz «İçtimai Adaleti» ancak adalete, fazilete ve ihsanın ulviyetine inanan ve hareketlerinde hak ve adaletten ayrılmayan vatandaşların çoğunlukta oldukları cemiyetlerde gerçekleşebileceğine inanır.

Ahlaki ve manevi değerleri tanımayan ve hatta ahlakın bozulmasına çalışan ve cemiyette içtimai adaletin sadece devlet baskısı ve zabıta tedbirleriyle getirilebileceğini kabul eden, memleketi baştan başa bir cezaevi ve vatandaşları da hak ve hürriyetlerinden mahrum edilmeleri gerekli mücrimler gözüyle gören, satıhta kalmış bir sosyal adalet anlayışından milletimize ve bütün insanlığa zarar geleceğine inanıyor ve gerçek hak ve emek tevazünün ölçüsünün kefaletini milletimizin ruh kökünde buluyoruz.

Fertlerin iç düzeni bozulmaya terkedildikten sonra, dışta yapılacak düzen değişiklikleriyle bütün meselelerin hal yoluna gireceğini zanneden görüşleri kifayetsiz ve gerçeksiz telakki ediyoruz.

Sıhhatli ve normal bir cemiyette aslolan içtimai adalet ve huzurun fertlerin içten gelerek hakka riayet etmesiyle kendiliğinden doğmasıdır. Devletin içtimai adalet tevziindeki rolü ikinci derecede kalan tamamlayıcı mahiyette bir roldür. Ve mutlaka milli ruba istinat etmesi lazımdır.

Vicdan Hürriyeti

6- Vatandaşın dini inanış, ibadet, öğretim, telkin ve terbiye ihtiyaçlarını karşılayacak bir vicdan hürriyeti anlayışına sahibiz.

Din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak tarif edilen laikliğin, dine baskı ve dindarlara saygısızlık gayesine alet edilmesine karşıyız.

Laiklik mevzuunda Partimizin ölçücü; bu müesseseyi din aleyhtarlığı şeklinde bir tatbikata döken her nevi anlayışa karşı olmak şeklinde ifade edilebilir.

Ortaçağ Avrupasında engizisyon mezalimi ve koyu bir taassup hüküm sürerken, din ve vicdan hürriyeti tatbikatında en faziletli örnekleri vermiş olan milletimizi, dini bilgiden kısmen veya tamamen mahrum bırakmaya müncer olabilecek yanlış politikanın yerine, dini hislerin istismarına mahal ve imkan bırakmayacak mahiyette bir eğitim ve öğretim politikası takip ve tatbik etmek davasındayız.

Milliyetçilik Anlayışımız

7- Müşterek davalara iman, müşterek tarih şuuru, müşterek kültür ve gaye birliği içerisinde ve müşterek bir ruhi muhteva potasında erimiş toplulukları tam bir vahdet içinde kabul edici, zarfı mazrufa göre kıymetlendirici ve bu ölçüler dışında hiçbir tefrik yapmayıcı bir milliyetçilik anlayışına sahibiz.

Yabancı Kültür İstilası

8- Zararlı cereyanların son senelerde inkişaf etmesi, gerek geçmiş ve gerek yeni iktidarların milli eğitim politikasının tabii ve elim bir neticesidir. Demokratik rejimin hiçbir prensibi gençliğe milli mefküre ve ahlakımızın ve tarih şuurumuzun aşılanmasına mani bulunmadığı halde, müfredat programlarının tanziminde gayri milli bir yol takip edilmiş, zihinler ve kalbler mefküresiz bırakılmaya çalışılmıştır. Bu kısır politika memleketimizi manevi istilaya hevesli olan beynelmilel kültür emperyalistlerinin cesaretini ve faaliyetini arttırmıştır.

Memleketimizde Marksizmin, kozmopolitliğin ve çeşitli yabancı ideolojilerin yayılma istidadı taşımasının sebebi iktisadi olmaktan ziyade ideolojiktir. Ve uzun yıllar devam ettirilen yanlış politikanın neticesidir.

Bu sebepten maddi ve iktisadi kaynaklarla kendisini destekleyen manevi istila hareketini önlemeyi ve yeni nesilleri milletimize kazandırmayı, istiklal mücadelesi kadar ehemmiyet vereceğimiz mukaddes bir vazife saymaktayız.

Temel Hak ve Hürriyetler

9- Partimiz, insan hakları evrensel beyannamesinde ve anayasada adı geçen temel hak ve hürriyetlerin en mütekamil ve en insani bir şekilde tatbikine müncer olacak hasletlerin milli vicdanda mevcut bulunduğuna inanır.

10- Partimiz aile nizamını cemiyetin temeli sayar; mülkiyetin, mirasın, özel teşebbüsün hak olduğuna inanır. Her ferdin can, mal ve ırz emniyeti devletin tekeffülü altındadır. Partimiz gerek milli eğitim hizmetlerinden istifade ve gerekse özel teşebbüs sahasında çalışıp kazanmada milli imkanlardan faydalanmak hususunda imkan ve fırsat eşitliği sağlamak kararındadır.

Yurt kalkınmasında bir taraftan ferdin zeka, bilgi, tecrübe, kabiliyet ve azmini harekete geçiren, istihsali ve imalatı artıran ve milleti zengin eden sihirli kuvvetini değerlendirirken, diğer taraftan sermayenin emeği, emeğin sermayeyi istismar etmemesi için adil tedbirleri almak kararındayız

Devlet İdaresi

11- Devletin, milletimizi bu programdaki gayelere ulaştırmayı hedef edinmesi ve aynı zamanda vatandaşlara karşı adil, himayekar ve şefkatli davranması, yol gösterici, yardım edici olması başlıca prensiplerimizdendir.

Devlet özel teşebbüsü adil şartlar dairesinde nizamlama, teşvik ve geliştirmeye çalışırken onun gücünün yetmediği işlerde veya milli menfaatlerin emrettiği hallerde bizzat teşebbüslere girişecektir.

12- Teşrii, kazai ve idari sahalarda adalet dağıtmakla vazifeli olan devlet mekanizmasının bu vazifelerini hakkıyla yapabilmesi için memurların en ahlaklı, en adil ve en liyakatli kimseler olması şarttır. Bu itibarla memur seçiminde ihtisas, mesleki tecrübe ve bilgiye ehemmiyet verildiği kadar ahlak ve karaktere de ehemmiyet verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bürokrasiyi kaldırmak ve hizmetlerin ifasını sür’atlendirmek için ilmi metodlar uygulanacaktır. Yapacağımız idari ıslahat bu esas görüşe istinat edecek ve bunu sağlamaya matuf olacaktır.

Bunun yanında mülki teşkilatın dirayetli ve tecrübeli ellere tevdiine, hizmetlerin sür’atle ifası için Valilerin Vilayet dahilindeki resmi daireler üzerinde, murakabe selahiyetlerinin arttırılmasına, çeşitli teşkilatlar tarafından Vilayet dahilinde yapılacak hizmetler arasında bir ahenk teminine, idari mekanizmayı partizan tesir ve baskılardan tamamen kurta-racak tedbirleri almaya lüzum ve zaruret olduğuna inanıyoruz.

13- Devlet hizmetlerinde lüksün, israfın, lüzumsuz formalitelerin, kırtasiyeciliğin sür’atle önlenmesi şarttır. Devlet memurluğunun itibarını arttırmak, rüşvet, iltimas ve irtikap gibi hastalıkları kökünden kazımak memleketimizi sür’atli, kudretli, adil, zinde ve masrafı az bir idari mekanizmaya kavuşturmak azmindeyiz. Bu maksadın husulü için ücretlerin yeterli olması ve memur sayısının ihtiyaca yetecek normal seviyede tutulması lüzumuna kaniyiz.

14- Bugünün ihtiyaçları karşısında nazari ve kifayetsiz duruma düşmüş olan hükümetin ve bakanlıkların kuruluşları, manevi ve maddi kalkınmamızı hızlandıracak ve ihtiyaçları sür’atle ve yeterli şekilde karşılayacak yeni bir kuruluş ve teşkilatlanmaya tabi tutulacaktır.

Büyük Millet Meclisi

15- Büyük Millet Meclisi Milli İradenin tecelligahı ve rejimin temel müessesesidir. Milli İradenin üzerinde beşeri hiçbir kuvvet ve otoritenin mevcudiyeti kabul edilemez. Bu otoriteyi zedeliyecek veya gölgeliyecek baskı grupları mülahazasına v.s, buna benzer fikirlere yer verilemez. Büyük Millet Meclisinin itibarını sarsacak faaliyet ve telkinlerin şiddetle önlenmesi elzemdir.

Milli İradenin temsilcisi bulunan Milletvekillerinin murakabe ve hizmet imkanlarını arttırmak üzere gerekli tedbirler alınacaktır.

Teşrii mekanizmanın bu prensiplere ve milletin arzusuna daha uygun bir yapıya kavuşması için kanunlarımızda gereken tadilatın yapılmasına taraftarız.

Anayasa

16- Daha hızlı kalkınmaya mecbur olan Türkiye’mizde devlet hizmetlerini verimli, sür’atli ve kudretli yürütebilmesi ve Anayasamızın bünyemize intibak bakımından daha mütekamil bir yapıya kavuşturulması ve tatbikattaki aksaklıkların giderilmesi için Anayasada aşağıdaki değişikliklerin yapılmasını zaruri görüyoruz. Şöyle ki

a) İcrai organın daha kudretli olması ve sür’atli çalışabilmesi için Reisicumhur’un tek dereceli olarak (halk tarafından seçilmesi) ve icrai organ düzenini Başkanlık (Presidentielle) sistemine göre tanzimi…

b) Teşrii organın daha sür’atli ve daha kudretli çalışabilmesi için Cumhuriyet Senatosunun kaldırılması…

c) Milletvekili sayısının 300’e indirilmesi…

d) Milli iradenin tam manasıyla tecellisi için vatandaşa karma liste yapmak hakkının tanınması, delege saltanatına son verilmesi, seçim enflasyonunun önlenmesi…

e) Reisicumhur’a gereken hallerde referanduma müracaat hakkının tanınması…

f) İktidar değişikliği halinde işe başlıyan hükümetlerin, devlet teşkilatının üst kademelerinde vazifeli olan müdürler, umum müdürler ve müsteşarlar seviyesindeki memurları, maddi haklarına halel gelmeden değiştirmesine imkan verilmesi…

g) Meclise ve bilumum devlet teşkilatına sınıf tefriki yapan aşırı solcuların ve kökü dışarıda olan ve milli mefküremizle bağdaşmıyan cereyanlara mensup olanların girmesine mani, daha kat’i hükümler getirilmesi…

h) T.R.T. ve Üniversite muhtariyetinin temel prensiplerini zedelemeden bu müesseselerin milli ahlak ve mefküremizi kuvvetlendirecek mahiyette neşriyat ve öğretim yapmasını sağlıyacak ve bu müesseselerin doğrudan doğruya ve dolayısiyle zararlı cereyanlara alet olmasını önleyecek hükümlerin tedvini…

i) Milli mefküre ve milli ahlakımızın muhafazası ve kuvvetlendirilmesine dair maarif politikasının teminat altına alınması için yeni hükümler getirilmesi…

j) Partimiz Basın hürriyetine mutlak olarak taraftardır. Ancak; Bu hürriyetin ahlak ve aile nizamını bozmak ve zararlı cereyanlara destek olmak maksatlarıyla suiistimalini önleyecek; basının ahlaki nizam ve demokrasimizin takviye ve tekamülüne hizmet etmesini ve şahıs masuniyetini sağlıyacak tedbirlerin alınması…, gibi hususlarda Anayasamızın değiştirilmesine ve ikmaline taraftarız.

İçtimai Yardımlaşma

17- Vatandaşların hayatı ve sıhhati devletin teminatı altındadır. Bu esas prensibe rağmen bir kısım vatandaşların, işsizlik, sakatlık, hastalık yüzünden ve çeşitli felaketler veya mahrumiyetler dolayısiyle fakirliğe ve dilenciliğe mahküm olmaları veya bu yüzden hayatlarının ve sıhhatlarının heder olması, devletin bu mevzularda üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yapmadığını gösterir.

Bunun sebebi, içtimai yardımlaşma müesseselerinin ve fikrinin zayıf bırakılmış olmasıdır.

Bu ihtiyacın hakkıyla karşılanabilmesi için, devletin, belediye ve özel idarelerle sair hükmi şahsiyetlerin, vatandaşların, vakıfların maddi; yardımları ve Diyanet İşleri Teşkilatının manevi ve fikri desteği ile çalışan ve bütün yurda şamil bir içtimai yardım teşkilatı kurmak kararındayız.

Mevcut yardım müesseselerini de çatısı altında birleştirecek olan bu teşkilat, felaketzedelere, çalışma imkanından mahrum kalmış olan fakir vatandaşlara, iş bulamıyarak sıkıntıya düçar olmuş işçilere, tahsilde bulunan fakir talebelere, korunmaya muhtaç küçüklere ve ihtiyarlara, dul ve yetimlere ve sair emsali hayır işlerine yardımda bulunacaktır.
Ayrıca :
Mali durumu yeterli olmayanlara veya dar gelirli memur ve işçilere mesrafsız borç para veren müesseselerin kurulmasına çalışacaktır.

Maarif Politikası

18- İlme ve alime en fazla kıymet (yüksek değer) veren ve hürmet eden aziz Milletimizin hizmetinde Partimizin birinci derecede ehemmiyet verdiği dava maarif kalkınmasıdır. İlim ve medeniyet yarışında Milletimizin layık olduğu mevkie erişmesi ancak bu sayede mümkün olacaktır.

Bu itibarla az gelişmiş olmaktan kurtuluncaya ve insanlık camiasında her bakımdan örnek millet seviyesine erişinceye kadar maarif sahasında bir kültür milli mücadele hareketinin başarılması icap ettiğine kaniiz.

19- Maarif politikamızın ana hedefi, yeni nesillere, milletimizin fıtratında mevcut yüksek ahlak ve fazilet gibi has-letlerin bir hayat düstüru olarak intikal ettirilmesidir.

Bu gaye ana okullardan başlıyarak yüksek tahsile varıncaya kadar maarifin her kademesinde ders programlarının tanziminde ehemmiyetle gözönünde bulundurulacaktır.

Yeni nesillerin inançlı, çalışkan, vatanperver, milli ahlaka, aile nizamına ve aile disiplinine bağlı, milli mefküremize, kültürümüze ve tarih şuurumuza sahip, hakşinas, feragatkar ve fedakar, ilim, teknik ve medeniyet yarışında bütün insanlığa ışık tutacak bir seviyeye erişme azminde olarak yetiştirilmesi gayemizdir.

20- Partimiz halkın ve gençliğin yetiştirilmesinde yurdumuzun resmi ve gayri resmi bütün müesseselerini bu gayeye uygun olarak yeniden tanzim etmek kararındadır. Ailenin veya maarif teşkilatının yapıcı gayretlerini, sinema ve tiyatronun veya radyo ve televizyon gibi neşir ve telkin vasıtalarının veya basının, sırf ticari gayelerle hareket ederek yıkmaya çalıştığı ve buna ilaveten çeşitli sefahat yerlerinin gençliğe açık olduğu bir vasatta sistemli bir milli terbiye verilebileceğinden bahsedilemez.

Hele hızla kalkınmaya mecbur bir milletin, gayesine erişebilmesi için sefahatın kaldırılması icap ederken, bunun alabildiğine arttırılması milli menfaatlarımızla telif kabul etmez.

Milli Eğitim üzerindeki tesiri, belki de Milli Eğitim Bakanlığının ve ailenin tesirinden çok fazla olan, muasır neşir ve telkin vasıtalarının başıboş bırakılması makul ve mantıki bir politika değildir.

Bu sebepten Partimiz bu türlü vasıtaları maarif kalkınmamızın vazgeçilmez unsurları saydığı bu türlü vasıtaların milli ahlak ve mefkürenin kuvvetlendirilmesi yolunda ahenkli bir iş ve güç birliğine tabi tutulmasını ister. Bu vasıtaların yapıcı istikamette seferber edilmesi halinde milletimizin tarihimizde misli görülmemiş bir ahlak ve kültür gelişmesine mazhar olacağına şüphe yoktur.

21- Kökü dışarda kozmopolit ve marksist yıkıcı fikir cereyanlarının ve bunların doğurduğu mütefessih ahlakın cemiyetimize sirayet etmemesini temin ve bu türlü tesirlerden tamamen arınmamız için Milli Eğitim Politikası ve kadrosu yeniden tanzim edilecektir. Milli varlığımıza, demokratik rejime ve insan hak ve hürriyetlerine düşman ideolojilerin gizli ve aşikar militanlarından fikir hayatımızın sür’atle temizlenmesi şarttır. Biz fikir mekanizmasına sızmış bu çeşit unsurların zararlı faaliyetlerini bir manevi rejim ve bir vatan hırsızlığı mahiyetinde telakki ediyoruz.

22- Rejimin bekası ancak rejimin prensiplerine samimiyetle inanan ve riayet eden vatandaşların mevcudiyeti ile kaimdir.

Bu maksatla, müsamahalı, tenkide tahammülü olan ve kendisini muharebe ile kadimi olgunlaştırmaya cehdeden, şahıslara körü körüne tabi olma itiyadından kurtularak gerçek fikirlere, ideallere bağlanma merhalesine erişmiş fikri taassuptan uzak hak ve hakikate erişme çabası içerisinde bulunan, beşikten mezara kadar ilim prensibine inanan ve ahlaki tekamül cehdi içinde olan, fikre karşı fikirle mukabeleyi şiar edinmiş sınıf tefriki yapmayan demokratik zihniyet ve karakterde yeni nesiller yetiştirilmesinin lüzumuna kani bulunuyoruz.

Vatanın bekası bu saydığımız hasletlerin yanında vatan ve milletin saadet ve selameti uğrunda lüzumu halinde malını ve canını feda edecek vatandaşların mevcudiyetine bağlıdır.

Partimiz bu milli ve manevi değerlerin asırlardan asırlara nesillerden nesillere intikal ettirilmesi için gereken tedbirleri ihtiva eden uzun vadeli bir plan tatbik edecektir.

23- Maarif kalkınmamızın 2. ana hedefi aslında mensup olduğumuz medeniyetin malı olan ve batının bütün esas. ve temellerini bizden alarak maddi kalkınmasını temin ettiği müsbet ilimlerin yurdumuzda sür’atle yayılması, bu ilimlerin mahsulü teknik ve teknoloji yardımıyla beşeriyetin mazhar olduğu hızlı gelişmeyi memleketimizde tekrar tahakkuk ve daha da terakki ettirerek milletimizi ilim ve teknik yolunda tarihi şahsiyetiyle mütenasip önder durumuna getirecek olan teknik ve ilmi kadroyu yetiştirmek ve verimli bir şekilde çalışabilmesi için bu kadroyu en ileri çalışma imkanlarına kavuşturmak gayemizdir.

Yeni nesillerimizin bu gayeyle yetişeceğine, ilim ve teknikte icad edici, keşfedici kabiliyet ve istidadımızın yakın bir zamanda meydana çıkacağına ve milletimizin kuracağı yeni dünya medeniyetinin, yenilmez maddi üstünlüğünü sağlayacağına inanıyoruz. Bu imanla milletimize telkin edilmeye çalışılan sathi batı özenti ve taklitçiliğine tamamen muarız bulunuyoruz.

Maarif politikamızı bu ana hedeflere tevcih ve ders ve müfredat programlarını buna göre tanzim edeceğiz.

24- Kadın ve erkek herkesin ilim öğrenme hakkına sahip bulunduğu esasına inanan Partimiz, yarının ebeveyni olacak çocuklarımızın gerekli terbiyevi bilgilerle teçhizini ve bilhassa geleceğin annesi, ev hanımı olan kızlarımıza ev ekonomisi ve çocukların bedeni, ruhi, ahlaki, dini terbiyesi ile ilgili bilgilerin verilmesini zaruri görür.

25- Şehir, kasaba ve köy okullarının sür’atle ikmaline, maarif hizmetlerinde yurdun muhtelif bölgeleri arasındaki muvazenesizliği gidermeye, gençlere maarifte imkan ve fırsat eşitliği sağlamaya kararlıyız.

26- İlim adamlarımıza ve öğretmenlerimize, milletimizin gösterdiği tarihi, milli ve ananevi saygıyı devam ettirmek kararındayız. Üniversitelerimizi, siyasi partilerin organı ve mücadele sahası olmaktan kurtararak asli hüviyetine kavuşturmak azmindeyiz.

İlim adamlarımızın öğretmenlerimizin maddi ihtiyaçlarını karşılamayı ve terfilerini sağlamayı, ilme gösterilmesi gereken saygının tabii bir neticesi sayıyoruz.

Diyanet İşleri

27- Diyanet İşleri Teşkilatını kanunların kendisine tahmil ettiği vazifeleri kusursuz yapabilecek şekilde imkanlara kavuşturmak kararındayız.

28- Partimiz temel hak ve hürriyetlerin umumi esasları dahilinde vatandaşları öğretim ve eğitime tabi tutmak suretiyle dini öğretim noksanından doğacak mahzurların izale edilebileceğine ve dinin istismardan kurtulacağına inanır.

29- Diyanet İşleri Teşkilatını mevcut vazifelerine ilaveten, modern ilimlerle de teçhiz ederek teknik kalkınma hareketinin hızlanmasında halkın teşebbüs kabiliyet ve kudretini artıracak, ruhları dinamizme kavuşturacak teşvik edici bir unsur olarak vazifelendirmeyi faideli görüyoruz.

30- Dini müesseselerde çalışanların ücret baremlerini adilane esaslar dahilinde tanzim etmek kararındayız.

31- Partimiz dini müesseselerin her türlü partizan tesirlerden masun kalması için gerekli tedbirleri alacaktır.

Milli Savunma

32- Maddi ve manevi kalkınmamızın müşterek gayelerinden en mühimi dünya çapında bir askeri güce erişmektir. Harp san’atında ve kahramanlıkta kudretini bugüne kadar cihan tarihine tescil ettirmiş olan Ordumuzun değişen muasır şartlar içerisinde üstün mevkiini devam ettirmek esas gayemizdir.

Ağır milli sanayimize muvazi olarak ağır harp sanayimizin kurulması ve inkişafı elzemdir.

Bizim durumumuzda olan memleketlerin bazısı ağır harp vasıtalarını ve hatta nükleer silahları imal etmeye başladıkları halde bu sahada onlardan geri kalışımızın sebebini şimdiye kadar takip edilen anlayışsız ve hareketsiz politikada buluyoruz.

Askeri PIanIama Dairesi

33- Ordumuzun vurucu gücünün arttırılması, teknik bilgisinin geliştirilmesi, askerlik müddetinin kısaltılması, ağır harp sanayiinin kurulması, diğer memleketlerde askeri sahada vukua gelen inkişafların yakınen takibi, nükleer ve diğer modern silahların imaline girişilmesi, askerin talim ve terbiyesinde modern usullerin tatbiki, subay, assubay ve erlerimizin daha kolay ve rahat yaşama şartlarına kavuşturulması, askerlik hizmetlerini aksatmadan ordunun sahip olduğu ilmi ve teknik potansiyel kudretinin yurt kalkınmasına daha fazla iştirak ettirilmesi ve Ordumuzun modern standartlar bakımından iftihar edilecek bir seviyeye erişmesi gibi mevzuları muasır ilmi, fenni ve askeri şartları ve mali imkanları gözönünde tutarak, tahakkuk safhasına koyacak, bir askeri planlama dairesi kurulmasına taraftarız.

34- Partimizin orduyu aynı zamanda memleketin fikri ve manevi kalkınmasını sağlıyacak büyük bir okul olarak kabul eder.

Askere milli tarih, hamasi kültür aşılanması askerin sanat ve hüner sahibi olması için askeri eğitimin daha geniş imkanlara kavuşturulmasında faide görüyoruz. Bunu temin gayesiyle Milli Eğitim Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığının iş ve güç birliği yapmasını ve askerliğini yapmakta olan kültürlü kimselerden geniş ölçüde istifade edilmesini lüzumlu görüyoruz.

Adalet Mekanizması

35- Adalet mekanizması ferdi, iktisadi, mali, idari, siyasi ve teşrii organları murakabe eden geniş selahiyetlere sahiptir. Bu itibarla adalet teşkilatının milli hayatımızda oynadığı rol çok mühimdir. Bu mühim vazifeleri hakkıyla ifa edebilmesi için, asrımızın değişen şartları içerisinde adliyemizin daha sür’atli bir çalışma sistemine kavuşturmak, statik bünyeden dinamik organ haline geçirmek kat’i bir ihtiyaçtır.

36 - Hakimlik mesleğinin kudsi ve manevi mevkiini, şeref ve haysiyetini koruyucu tedbirlerin alınması başta gelen vazifemiz olacaktır. Hakimlerin yetişmesinde ve mesleğe kabullerinde hukuki bilgi ve mesleki tecrübenin yanında, yüksek ahlak ve karakter, milli mefküremize sadakat, birinci derecede nazara alınacaktır.

Türlü ihmaller dolayısiyle ahlak bozucu hareketlerin cemiyetimizin temellerini tahrip etmeye devam ettiği devrimizde bünyemizi bu mikroplardan temizleyecek milli ahlakımızı kurtaracak, böylece istiklal ve istikbalimizi teminat altına alacak sihirli kuvvet, adliye mekanizmasıdır. Mahkemelerin bu vazifeyi ifa edebilmesi için kanunlar yeniden tanzim edilecek ve teşkilat takviye olunacaktır.

37- Hukuk Fakültesinin ve hukukla ilgili diğer Yüksek Okulların hem ameli ve hem de nazari tedrisat yapmasına önem verilecek ve mezunların mesleki bilgi bakımından daha iyi yetişmeleri için gereken tedbirler alınacaktır.

38- Adliye dairelerinin perişanlıktan kurtarılması ve makamın kudsiyetiyle mütenasip maddi imkanlara kavuşturulması elzemdir.

39- Davaların sür’atle neticelenmesini temin için iş hacminin artıp eksilmesini nazara alarak mahkeme veya hakim sayısını ona göre tanzim edecek hareketli bir çalışma sistemi getirmek kararındayız.

40- Davaların uzamaması için usul kanunlarında değişiklik yapılmasını asrımızın seri haberleşme ve nakil imkanlarından adliyemizin azami derecede istifadesini, tarafların kasten mahkemeyi uzatmalarına veya ihmallerine engel olacak tedbirlerin alınmasını, harç ve sair masraf tahsili mekanizmasının tarafların ihtiyarından kurtarılarak otomatik ve pratik hale ifrağını temin edeceğiz.

41- Temyiz mahkemesinden işlerin çabuk çıkmasını temin edecek ve iş hacmine göre ayarlanacak bir çalışma sistemi tatbik edeceğiz.

42- Mahkemelerin rüyet edecekleri mevzulara göre ihtisas yapmalarını sağlamaya ve zararlı cereyanların sür’atle tasfiyesi için ihtisas mahkemesi kurmaya ehemmiyet vermekteyiz.

43- Yüksek Hakimler Kurulunun daha sür’atli çalışması ve hakimlerin murakabesinde daha tesirli olmasını temin edeceğiz.

44- Ceza davalarında hiçbir fonksiyonu bulunmayan Sorgu Hakimliği müessesesinin kaldırılması ve hazırlık tahkikatının hukukçular tarafından mahallinde yapılması için Savcılığın takviyesi ve teknik imkan ve vasıtalarla teçhizi fikrindeyiz.

45- Cezaevlerinin, tevkif evlerinden ayrılmasına, tevkif evlerinin ıslahına matuf ve cezaevlerinin mesleki, ahlaki ve kültürel bakımlardan mahkümları ıslah eden ve bir sanat ve hüner sahibi yapan okullar haline getirilmesine yarayacak tedbirleri alacağız.

46- İcra dairelerinin kesin neticeyi istihsale kadar kendiliğinden işler hale gelmesini temin edeceğiz.

47- İşlenen suçların bölgelere göre dağılışını ve bölgelerin hususiyetini nazara alarak Milli Eğitim ve dini irşat faaliyetlerini tanzim suretiyle suçların ruhi saiklerini izaleye yarayacak, suç işlenmesini önleyecek, tedbirleri alacağız.

İktisadi Politika

48- Ana politikamız olan, ferdin gerçek şahsiyetini ka-zanmasına yarayacak umumi, ahlaki ve kültürel kalkınma-nın, iktisadi hayata istikrar ve içtimai adaleti getireceğine inanıyoruz. İnsan unsurunun sağlam olduğu cemiyetlerde, fertlerden azami randıman sağlanır. Rejimlerin veya iktisadi sistemlerin rolü, ikinci planda kalır. Fert ister kamu sektöründe çalışsın, ister özel sektörde çalışsın, hak ve adaletten ayrılmayacağı için, insanlar, birbirini ve cemiyetin potansiyelini istismar etmez.

Sıhhatli ve tabii bir cemiyet nizamı fertlerin kendiliklerinden, içten gelerek hakka riayet etmelerinden doğar. Partimiz asil Milletimizin fıtratında mevcut hasletlerin değerlendirilmesi halinde bütün dünyaya ışık tutacak, iktisadi nizamın temelini teşkil eden örnek bir ahlaki nizamın doğacağını kabul eder.

49- Partimiz, bu temel hakikati tanımayan, önce cemiyetin ahlaki nizamını bozan, sonra bozuk ahlakın hüküm sürdüğü vasattaki iktisadi dengesizlikleri ve çeşitli haksızlıkları ve istismarları bahane ederek, iktisadi hak ve hürriyetlerin fertler tarafından suiistimal edildiğini iddia eden ve bu hak ve hürriyetleri ferdin elinden alarak devletleştirmeye kalkışan ve neticede memleketi büyük bir cezaevi ve vatandaşları her türlü hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılmış mahkümlar haline getirmek isteyen sosyalist ve komünist felsefenin karşısındadır.

Partimiz materyalist görüşün diğer bir tatbikat şekli olan ekonomik hayatta, sermaye hareketlerini insanlığın maddi ve manevi gelişmesine zarar verecek şekilde başıboş bırakan, sermayeyi ve sermayenin nemalanmasını mücerret gaye sayıp insanlığı vasıta addeden ve bir kısım zümrelere meşru esaslar dışında çalışmadan tüfeyli şekilde istismar imkanları sağlayan materyalist-kapitalist görüşlerin de karşısındadır.

Temel iktisadi felsefemiz, milletimizin asırlarca dayandığı manevi ve milli değerlerden, mülhem olup, helal kazancın teşvikçisi, mülkiyet hakkına hürmetkar olmak esaslarını ihtiva eder. Örneğini Doğu Blokunun sosyalist veya Batının sermayeyi putlaştıran başıboş kapitalist modellerinden alan taklitçi görüşlerin dışında ve üstündedir.

Görüşümüz insanı manevi ve maddi; hayatıyla kavrayan iki buudlu bir iktisadi gelişme esasına dayanır.

Bu itibarla beşeriyeti kurtaracak tek çıkar yol ahlaki nizamdır. Partimiz ahlaki nizamı karma ekonominin sıhhatı ve teminatı sayar. Ahlakın bozulmasına seyirci kalan cemiyetlerde karma ekonominin, koyu bir devletçiliğe müncer olacağını kabul eder ve ahlaki destekten mahrum bir karma ekonomi politikasını kifayetsiz addeder.

50- Temel ölçüsü bu olan Partimiz cemiyete ahlaki nizamı hakim kılacak her türlü tedbirleri alarak içtimai ve iktisadi şartları zevale ermeyen bir adalete ve istikrara kavuşturacaktır. Böyle bir vasatta, özel teşebbüsü geliştirmeye teşvik etmeye, yol gösterici olmaya çalışacaktır. Ferdin mali gücünün, zekasının, tecrübe ve ihtisasının ve enerjisinin iktisadi kalkınmamızda tam manasiyle değerlendirilmesi için adilane tedbirler alınacaktır.

Milli Nizam Partisi Programı 2

İktisadi Politikada Devletin Vazifesi

51- a) Devlet yol, su, enerji, elektrik, eğitim, muhabere, sağlık tesisleri ve saire gibi alt yapı hizmetlerini ifa eder.


b)
Devlet özel teşebbüsün kuramadığı iktisadi ve sınai tesis ve teşebbüsleri kurar, bunların verimliliğini temin ettikten sonra özel teşebbüse devretme gayesiyle çalışır ve bunun şartlarını hazırlar.

c) İktisadi vasıta ve imkanları temin eder. Bunları özel teşebbüsün istifadesine arzeder.

ç) İktisadi kalkınma için kurulması gerekli müesseseleri ve mamüllerinin dünya piyasalarında diğer rakip memleketlerdeki mamüllerle rekabet edebilmeleri için yapılması gerekli yardım ve teşvik unsurlarını araştırır, gerekirse projelendirir ve özel sektörün fırsat ve imkan eşitliği dahilinde bu teşebbüslere iştirakini sağlar.

d) Topyekün ekonomik kalkınmanın gerektirdiği teşebbüslerin ahenkli bir şekilde kurulabilmesi için devlet, icbar etmez, elindeki imkanları uygun şekilde ayarlar ve teşvik yoluyla milli ekonomik kalkınmayı özel sektörden faydalanarak gerçekleştirir.

e) Devlet, ekonomimizde halen yük durumunda bulunan bölgeleri müstahsil durumuna geçirerek, kuvvet katan birer uzuv haline getirmeli ve bu gayeye erişmek için, az gelişmiş bölgelerin sür’atle kalkınması maksadıyla iktisadi alanda yeterli müessir teşvik tedbirlerini almalıdır.

f) Devlet iktisadi sahada, halen tatbik edilmekte olan mahdud zümre özel sektörcülüğü yerine, kalkınmayı bütün yurt sathına yayın ve kalkınmada faydası olacak bütün atıl güçleri seferber edecek, bir yaygın özel sektör politikası yürütmelidir.

g) Devlet yine bu hizmetleri yürüten, değişen şartlara sür’atle intibak edecek ve meseleleri kalıplaşmış ön fikirlere göre değil, milli menfaatlerin gerektirdiği elastikiyet içerisinde zaman, para ve enerji israfına mahal vermeyecek bir tutumla halledecektir.

Mali Politikamız

52- a) [/color] Türk parasının kıymetini korumak ve arttırmak için gereken müessir tedbirlerin vakit geçmeden alınması…

b) Kambiyo tahditlerinin asgariye indirilmesi…

c) Memlekette adil bir gelir dağılımının temini…

d) Fert başına milli gelirin artırılması ve bu artışın fiat artışlarından daha üstün olmasının temini yolu ile refahın arttırılması,

e) Vatandaşların ödeme gücüyle mütenasip, adil ve her türlü çapraşık sistemlerden uzak, basit, müessir ve iktisadi kalkınmamızı teşvik edici bir vergi politikasının takibi…

Küçük esnafın, sanatkarın ve küçük tüccar ve çiftçinin defter tutma mükellefiyetinden kurtulması için pratik vergilendirme metodlarının tatbiki.

Vergilerin arttırılmasından ziyade tahsillerinde zayiatı önleyecek mali murakabe ve tahsil sistemlerinin getirilmesi,

Asgari geçim haddinin fiat indekslerine bağlı olarak makul bir seviyeye yükseltilmesi.

f) Bütçelerin denk ve samimi bütçe olarak hazırlanması ve devlet harcamalarında israfın ve yurt sathında milli servet ve imkanların heder olmasına yol açacak tutum ve faaliyetlerin önlenmesi,

g) İktisadi Devlet Teşebbüslerinin sür’atle ıslahı ve eko-nomimize yük olmaktan kurtarılması,

h) Maliye Bakanlığı teşkilatının bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden düzenlenmesi,

Mali Politikamızın başlıca prensiplerindendir

Plan Anlayışımız

53- Kalkınmamızın hızlı, devamlı ve kararlı olabilmesi için, umumi bir plana bağlanmasını zaruri görüyoruz.

İnandığımız plan modeli, devletin hususi teşebbüsü zaafa uğratmasına müncer olacak bir planlama olmayıp, plan, devlet sektöründe emredici, hususi teşebbüste ise, birbirinden ayrı ve habersiz olarak gelişen çeşitli iktisadi teşebbüsler arasında önemli boşlukları doldurucu, ahenk sağlayıcı, yol gösterici ve teşvik edici bir plan olmalıdır.

Sadece merkezi planlama yetersizdir. Bölgesel planlamayı zaruri görüyoruz. Planlama Teşkilatı aynı zamanda teferruata dalmış bir icra organı olmamalıdır. Makro hedefler, bölgesel hedefler, araştırma ve özel hallerde projelendirme ile meşgul olmalı, icraatı, planlama ile iyi bir işbirliği halinde bulunan icracı organlar yapmalıdır. Planlamanın icap ettirdiği her türlü teşvik tedbirleri firma firma tatbik edilmemeli umumi prensiplere bağlanarak herkesin mevcut imkanlardan faydalanma hakkının tanınması tatbikatın aleniyet ve fırsat eşitliği prensipleri dahilinde yürütülmesi gerçekleşmelidir.

Araştırma ve proje çalışmalarında aksine harekete mecbur kalınmadıkça milli uzmanlardan faydalanmağa son derece dikkat etmelidir.

Sanayileşme Davamız

54- Ülkemizin sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları kudretli bir ağır sanayi kurmamıza müsaittir. Bugün milletlerin siyasi ve iktisadi bağımsızlığının teminatını ağır sanayi teşkil etmektedir. Kalkınmamızın muharrik gücü, motoru sanayidir. Milletimizin her bakımdan kuvvetlenmesi ve yarının dünya siyasetinde nazım rolü oynayacak Büyük Türkiyenin doğması sanayileşmede göstereceğimiz muvaffakiyete bağlıdır.

Ağır sanayi aynı zamanda harp sanayiinin temeli olduğundan ve ağır harp sanayiine dayanamayan bir milletin, vatanının istiklalini ve istikbalini koruması son derece zorlaşmış bulunduğundan Partimiz bu davaya layık olduğu ehemmiyeti verecektir.

Herşeyden evvel bu zaruretin bütün yönlerile gözönünde bulundurulması maddi ve manevi kaynaklarımızın ve insan gücümüzün bu uğurda seferber edilmesi lüzumludur.

55- Ağır sanayiimizi kuracak ve geliştirecek teknik ve tecrübeli elemanların yetiştirilmesine hız verilmelidir.

56- Uzun vadeli bir sanayileşme planı yapılmalı halihazır sanayiimizin, tabii kaynaklarımızın ve yakın uzak memleketlerin sanayilerinin içinde bulunduğu şartlar hesaplanarak kalkınmamızın umumi stratejisi tayin edilmelidir.

57- Gelişmeyi hızlandırmak gayesiyle devlet sanayi ile alt yapı tesislerini sür’atle kurmalı ve yurdun müsait yerlerinde, sanayi inkişaf bölgeleri tesis edilmelidir.

58- Sanayileşmemize mani olan en büyük engelin, mevcut mevzuattaki yıpratıcı ve yorucu tatbikat güçlükleri olduğunu müdrikiz. Sınai tesislerin dünya rekabeti yapabilecek şekilde ve kolaylıkla kurulup gelişebilmelerini teminen diğer memleketlerin tatbik ettiklerinden daha mükemmel bir «Sanayi Teşvik Kanunu»nun bir an evvel çıkartılmasını sanayileşme davamızın baş şartı olarak görüyoruz.

59- Yeni bir «Sanayi Teşvik Kanunu»nun verimli bir şekilde tatbiki için sermaye Piyasasının bir an evvel kurulması ve yurdun her yerine yayılmış bir «Sanayi Finansman Organizasyonu» sür’atle gerçekleşmelidir.

60- Sınai tesislerin sadece bir kaç büyük şehirde toplanması yerine her yerde kurulması uygun ve ekonomik olan tesislerin bir an evvel araştırılarak sınai kuruluşların bütün yurt sathına dağılmasını temin etmek ve bütün yurt sathında her türlü imkanı seferber ederek sür’atli ve gayretli bir sanayileşme hamlesini gerçekleştirmek başlıca hedefimizdir.

61- Sınai tesisler kurulurken bunların taklidi tesisler olmayıp araştırma gücü olan inkişafa müsait tesisler olmasına bilhassa önem verilecek, tesislerin teknik erkanı harbiyelerinin milli personelden müteşekkil olmalarına titizlikle dikkat olunacaktır.

62- Ziraat sektöründe tatmin edilmeyen insan gücünün, sanayi sektörüne mal edilmesi için acil tedbirler alınmalı mümkün mertebe işsizlere iş sahası açan yatırımlar öne alınmalıdır.

63- Sanayileşme ve şehirleşme hareketleri birbiriyle ahenkli şekilde yürütülmeli, şehir, kasaba ve köylerde gizli işsizliğin önlenmesi, heder olan insan gücünün ve zamanın değerlendirilmesi için her bölgenin hususiyetlerine ve imkanlarına göre el sanatlarını ve küçük sanayii geliştirecek planlar yapılmalıdır.

64- Sermayenin teşekküle ve sanayileşme hareketlerine tahsisi için, teşvik edici ve kolaylık gösterici usuller tatbik edilmelidir.

65- Bir ziraat memleketi olduğumuz için ziraatla alakalı sanayin tesisi işi öne alınmalı ve hayvancılığımızın gelişmesine ve ilgili sanayiin tesisine önem verilmelidir

Az Gelişmiş Bölgelerimizin Kalkınması

66- Az gelişmiş bölgelerimizin bir an önce gelişmiş bölgelerimiz seviyesine erişmesi için, umumi kalkınma planına bağlı olarak, bölgevi kalkınma planları yapılmasını ve ciddiyetle tatbikini gerçekleştirmek kararındayız.

Bu bölgelere hususi teşebbüs tarafından yapılacak yatırımları teşvik için arsa ve malzeme temininde, kredi tahsisinde kolaylık gösterilmesine ve vergilendirmede adil bir muafiyet tanınmasına taraftarız.

Az gelişmiş bölgelerde şayet ahali, kurulacak ekonomik sınai tesislerin finansmanına öz sermaye katamıyacak durumda ise tesislerin devlet yardımıyla kurulması ve bunların karIılıklarının temininden sonra devlet elindeki hisselerin halka mal edilmesi suretiyle geri kalmış bölgelerin sanayileşmesine yardım olunacaktır.

Az gelişmiş bölgeler için yapılacak kalkınma planlarında, ekonomik kalkınmayı kolaylaştıracak, yol enerji elektrifikasyon, sulama ve milli eğitim ve sağlık hizmetleri gibi meseleIerin de ahenkli olarak ele alınıp sür’atle hal tarzına bağlanmasını temin etmek kaçınılmaz bir zarurettir.

Halen az gelişmiş bölgelerdeki banka plasmanları genellikle o bölgedeki halkın mevduatından daha az durumdadır. Bu bölgelerin kalkınması için, buralardaki mevduatın bir kaç büyük şehre ve ithalatın finansmanına kaydırılması yerine, bilakis bu bölgelerin kredi imkanları ile desteklenmesine gayret edilecektir.

Ticari Politika

67- İç ve dış piyasalarda itimadı tesis edecek ticari ahlakı koruyacak tedbirler alacağız. Tüccar derneklerinin ve odaların bu mevzuda daha tesirli bir murakabe yapmasını temin ile spekülatif piyasa oyunlarının önlenmesine ve müstakar bir piyasanın kurulmasına ehemmiyet vereceğiz. Sanayi odalarının, ticaret odalarının ve ticaret borsalarının bulundukları bölgelerdeki iktisadi kalkınmaya önayak olmaları için gerekli tedbirleri alacağız.

68- Kredi mekanizmasının ticari ihtiyacı zamanında karşılanması ve ticari hayatın seyyaliyetine intibak etmesi lüzumuna inanıyoruz.

69- Kökü dışarda olan yabancı ideolojilere gizli aşikar hizmet maksadıyla yapılan ticari faaliyetlere mani tedbirler getireceğiz.

70- Türkiyemizin ekonomik gücünü arttıracağı için tarihi ve kültürel bağlarla bağlı olduğumuz memleketlerle müşterek pazar kurulmasına çalışacağız.

Dış Ticaret
71- Dış ticaretin milli itibarımızla ilgili son derece mühim bir konu olduğuna müdrikiz. Dış ticaret hacminin arttırılması ve dış ticarette dengenin sağlanması başlıca hedefimiz olacaktır.

İhracı mümkün malların imal ve istihsalinin arttırılması, standardizasyonun temini, kalitelerinin ıslahı, maliyetlerinin düşürülmesi ve yurt içerisinde kafi miktarda yapılabilen veya istihsal olunabilen malların ithalinin önlenmesi, hammadde olarak ihraç edilen emtianın mamul veya yarı mamul hale getirilmesi yolunda çareler aranması ve daha buna benzer ihracatımızı arttıracak veya verimli kılacak tedbirlerin alınması ve bütün imkanlarla ihracatın teşviki için çalışacağız. Bilhassa sınai mamullerin ihracına önem verilecektir.

Dış ticarette lisans, kontenjan, takas, prim gibi ticari hayatı normal seyrinden uzaklaştıran sun’i tahditlere (fevkalade haller dışında) yer vermeyeceğiz. İhracatla ilgili mevzuatı yeniden tanzim ile ihracatı plan hedeflerine uygun nisbette arttırmak için gerekli makamlara gerekli yetkilerin verilmesini temin edeceğiz.

Dış piyasa hareketlerini çok yakından takip eden ve iç piyasa imkanlarını buna göre sür’atle değerlendiren sistemleri geliştirmek, dış ve iç piyasalarda ekonomik pazarlama yapabilecek güçlü müesseseler teşekkülünü sağlamak kararındayız.

İç Piyasa

72- Malların müstahsilden veya imalatçıdan, müstehlikin eline daha ucuz intikali için tüccarları ve müstahsilleri koruyucu tedbirler alacağız. İhtikarın ve istismarın önlenmesine ve ticari rekabetin eşit şartlar içerisinde cereyanına çalışacağız.

73- Kredilerin tevziinde ihtiyaç sahiplerinin ödeme güçleriyle mütenasip olarak, krediden istifadelerini ve kredilerin yurt sathında adilane bir şekilde dağılmasını ve bölgeler arası muvazenesizliğin izalesini istihdaf edecek bir sistemi gerçekleştireceğiz.

74- Devletin ve hususi teşebbüsün işletemediği, ele alamadığı ticari ve sınai mevzularda, milli menfaatlarımızın korunmasına azami itina göstermek kayıt ve şartıyla yabancı sermayenin faaliyette bulunmasına taraftarız.

İşçi Hakları

75- Çalışarak, alınteri dökerek helal para kazananların, ömürlerini yurt kalkınmasına hasredenlerin haklarının korunması için kurulmuş olan müesseseleri inkişaf ettirecek ve bunların işlemesinde daha adil ölçüleri hakim kılacağız.

Fiat ve geçinme indekslerine göre ayarlanacak bir asgari ücret politikasının uygulanmasını zaruri görüyoruz.

İşçi ücretlerinin tesbit ve tanziminin adil esaslara müstenit olması temin edilecektir.

76- İşçilerimize sıhhi çalışma şartları sağlamaya, eşit ise eşit ücret kaidesini gerçekleştirmeye, devlet sektörü ile hususi teşebbüs işyerleri arasındaki iş emniyeti farkını izaleye çalışacağız. Ziraat işçilerinin meşru haklarına kavuşmasını temin edeceğiz.

77- Siyasi tesirlerden uzak bir sendikacılık faaliyetinin teessüsü için gereken tedbirleri alacak, işçilerimiz ile işverenlerimiz arasında karşılıklı sevgi ve saygıya ve vicdani ölçülere dayanan bir ahenk teminine gayret edeceğiz.

78- İşçilerin ucuz meskene kavuşmasını, hastalık, analık, iş kazaları, mesleki hastalıklar, ihtiyarlık, malüliyet ve ölüm gibi hallerde müşkülata uğramadan içtimai yardıma nail olmalarını temin edeceğiz.

İşçilerin emeklilik haklarının yeterli olmasını temin için gereken tedbirleri alacağız.

Kadın ve çocuk işçilerin, çalışma şartlarının vicdani ve ahlaki esaslara göre tanzimini lüzumlu sayıyoruz.

79- Devlet yatırımlarını yeni iş sahaları, iş imkanları açacak şekilde tanzime, işsizlere iş bulma ile vazifeli müesseselerimizi daha ciddi ve başarılı kılmaya ve bu hususta daha verimli yeni usuller tatbikine kararlıyız.

Yurt dışındaki işçilerimizin edindikleri bilgi ve tecrübeden ülkemizin istifadesi ve biriktirdikleri sermayenin değerlendirilmesi için bakir iş sahalarını ve tabii kaynakları harekete geçirecek planlar yapılmasını ve bu türlü teşebbüslerin teşvik edilmesini vazife telakki ediyoruz.

Zirai Reform

80- İnsan unsurunun eğitilmesi: Zirai reform köy kalkınmasının en ehemmiyetli unsurudur. Ziraatta dönüm başına düşen geliri arttırmak için eğitim ve öğretimin birinci derecede rol oynayacağını kabul ediyoruz. Her şeyden önce köylümüzü eğitim yoluyla modern ziraatın icaplarına intibak edecek bilgi ve tecrübelerle takviye etmek kooperatifçiliğe ve müşterek çalışma itiyadına alıştırmak lazımdır. Bu maksatla açılmış ve açılacak meslek okullarına, tohum ıslah istasyonlarına, numune ve üretme çiftliklerine ilaveten köylerde ilk okullarda köyün zirai bakımdan taşıdığı hususiyetlere cevap verebilecek yardımcı derslerin ihdasına taraftarız. Ayrıca köylünün bu bakımdan yetişmesi için köy okullarında gece kursları açılması lüzumuna inanıyoruz.

Bu itibarla köy okullarında vazife alacak öğretmenlerin yetiştirilmesinde de gereken ıslahatı yaparak, köylerimizin taşıdığı hususiyetlere cevap verecek köyün iştigal ettiği ziraat türünde köylünün kalkınmasına yardımcı olabilecek bilgilerle teçhiz edilmelerine dikkat edeceğiz.

Köyde vazife alacak din görevlilerinin de köyün her bakımdan kalkınması ve bilhassa zirai sahada yeni usullere alıştırılması için köylüye yardımcı olmaları sağlanacaktır.

Köy kalkınmasında ve modern ziraata intibakta öğretmenin, din görevlisinin ve teknik elemanın fikir ve işbirliği yapabilecek, köylümüzün haleti ruhiyesine hitap edebilecek ve onun maddi ve manevi gücünü harekete geçirecek, zihniyette olmalarına itina gösterilecektir.

81- Zirai reformda çiftçinin eğitilmesinden sonra, toprağın ve diğer istihsal vasıtalarının ıslahı 2 nci mühim meseledir.

a) Bölgelerin iklim şartlarına ve toprağın hususiyetlerine göre zirai işletmelerin vüs’atı ve işletmede bulunması gereken vasıtaların tesbiti, tatbik edilecek zirai usullerin ve ekilecek mahsul nevi ile kullanılacak gübrenin ve sulama metodunun tayini zirai planlamamızın ele alacağı mevzulardan biridir.

b) Yukarıdaki şekillerde tesbit edilecek işletmelerin parçalanarak birim sahada verimin düşmesini önleyecek hukuki ve demokratik tedbirler alınacaktır.

c) Zirai kredileme politikası, kredinin başka gayelere sarfedilmesine mani olacak usullere kavuşturulacaktır.

d) Çiftçi ile temas halinde olan Ziraat Bankası, Teknik Ziraat Müdürlükleri, Kooperatifler ve Toprak Mahsulleri Ofisinin anlaşmalı ve ahenkli bir çalışma nizamı içerisinde çiftçiye yardımcı olmasına çalışılacaktır.

e) Pancar ziraatinde, pancar kooperatiflerinin, müstahsile yardım hususunda başarılı olan metodundan mülhem olarak diğer ziraat alanlarında da buna benzer usuller geliştirilecektir.

f) Yorgun arazinin gübrelenmesi, ıslahı, sulanması modern aletlerle işlenmesi organize edilecektir.

g) Küçük ve büyük sulama işlerine hız vermek için gereken tedbirleri alacağız.

h) Müstahsile yerli müesseselerimizde imal ve istihsal olunan ucuz zirai makine ve alet, ucuz gübre ve zirai mücadele malzemesi ve nakil vasıtası temini ve müstahsilin fahiş fiyatla yabancı firmalardan vasıta alarak istismar edilmekten kurtarılması en çok üzerinde duracağımız meselelerden biri olacaktır.

i) Verimli olarak işletilmeyen veya ihmal olunan büyük arazileri satın alarak, dağıtılması mümkün devlet arazisi ile birlikte verimli ünitelere ayırarak topraksız çiftçiye tevzi edeceğiz.

j) Ziraat, sanayi ve ulaştırma sektörlerinin ahenkli bir gelişmeye mazhar olması için memleket çapında teferruatlı bir plan tanzim edilmesine taraftarız.

k) Ziraat, hayvancılık ve ormancılıkla ilgili sanayinin gelişmesi ve ziraatla ilgili küçük sanayinin temin edilmesi gizli işsizliği önliyeceğinden bu mevzuun isabetli bir şekilde planlanmasına çalışılacaktır.

Bu meyanda meyvecilik ve sebzeciliğin ve bunlara bağlı olarak konserveciliğin gelişmesine önem verilecektir.

l) Mahsulün pazarlanması ve iç ve dış piyasalarda sürümünün temini için standardizasyonuna, maliyetlerin düşürülmesine kalitenin yükseltilmesine ve istihsalin arttırılmasına çalışılacak müstahsilin iştiraki ile güçlü pazarlama müesseselerinin kurulmasına yardım olunacaktır.

m) Erozyonun önlenmesine, teraslama ve ağaç dikme gibi tedbirlerin alınmasına dikkat edilecek, kır haline gelmiş arazide zeytinlik, fıstıklık ve bağ dikilmesini teşvik ederek, vatandaşlara maletmeğe çalışacağız. Orman sahalarımızın artması ve bunların en iyi şekilde işletilmeleri için gereken tedbirleri alacağız

Ormancılık

82- Ormanlarımız bütün tedbirlere ve yasaklara rağmen azalmaktadır. Bu azalmayı önlemek için sadece polisiye kuvvetleri harekete geçirmek şimdiye kadar umulan başarıyı sağlamamıştır. Halkımızın ve köylümüzün ağacı ve ormanı sevecek ve bütün boş sahaları ağaçlandıracak zihniyette ve inanışta yetiştirilmesi lüzumuna inanıyoruz.

83- Orman içi köylülerinin, orman mahsulünü işleyecek ve değerlendirecek sınai ve ticari teşebbüslerde çalıştırılarak geçimlerinin temini, köylünün mahrukat ve inşaat malzemesi olarak kullanmak mecburiyetinde olduğu kerestenin başka malzemelerle karşılanması hususunda tedbirler alacağız.

84- Resmi müesseselerin, köy, belediye gibi hükmi şahısların ve hususi müesseselerle, vatandaşların ağaçlandırma faaliyetine hız vermesine iştiraki için teşvikkar usullerin geliştirilmesine çalışacağız.

Hayvancılık

85- Zirai reforma muvazi olarak hayvancılığın ıslahına çalışacağız. Mer’aların ıslahı, hayvan yemi istihsalatının arttırılması, kalitesinin ıslahı ve ucuzlatılması, ahır ve besi hayvancılığının teşviki, kümes hayvanlarının daha geniş ölçüde yetiştirilmesi için tedbirler alınması ve bu gaye ile kredi politikasının ayarlanması icap ettiğine inanıyoruz. Hayvanlardan istihal edilen maddelere ait endüstrinin bu hareketlerle birlikte geliştirilmesi şarttır. Hayvancılık sahasındaki araştırmaların arttırılması ve daha verimli hale getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Veteriner hekimlerinin emeğinden daha büyük hacimde faydalanılarak ilmi ve modem esaslarla hayvancılığımızı geliştirmek gayemizdir.

Su Ürünleri

86- Su ürünleri bakımından çok zengin olan denizlerimizin taşıdığı potansiyeli değerlendirecek bir organizasyona ve tekniğe sahip değiliz.

Balıkçılığımız geri durumdadır. Avlanmada tatbik edilen usuller su ürünlerinin neslini azaltacak mahiyettedir.

Devlet balıkçılığımızın inkişafı için gereken imkanları hazırlamalıdır. Balıkçılık teçhizat ve işletme malzemesinin ucuza temin ve balıkçılarımızın teçhizi için her türlü tedbirler alınmalıdır. Su ürünlerinin avlanması, soğuk hava depolarında muhafazası, yurt içinde ve yurt dışında pazarlanması, bozulmadan depolanmasına ve nakline yarayacak modern vasıtaların temini ve halkımızın su ürünlerinin istihsal ve istihlakine alıştırılması ve bütün bunların yanında konserve sanayiinin inkişafı temin olunmalıdır.

Ulaştırma

87-
İktisadi kalkınmamızın can damarı olan ulaştırma hizmetlerinin yeni baştan tanzimi gerekmektedir. Devlet Demiryollarımız pek az istisnası ile bundan (40) sene evvelki usullerle çalışmaktadır. Malzeme çok eskimiştir. İntizam ve sür’at yoktur. Demiryollarımız bir program dahilinde milli imalat ile yenilenmelidir.

Karayollarımız artan trafik hacmine kafi gelmemektedir. Yollarımızın yapılmasında tatbik edilen sistem hatalıdır. Yapılan yollar çok kısa zamanda yıpranmakta ve sık sık tamire Iüzum hasıl olmaktadır. Uzun vadeli bir plan içerisinde mütalaa edilecek olursa masraflı ve külfetli bir yol politikası takip ettiğimiz meydana çıkar. Köy yolları inşaatında da aynı hatalı durum mevcuttur.

Partimiz bu yanlış politikayı değiştirecek ve daha sağlam ve uzun zaman dayanacak yolların yapılmasına ve böylece tamir masraflarından yapılacak tasarruflarla daha ucuz bir ulaştırma teminine çalışacaktır. Yurdumuzun artan trafik hacmine cevap verecek yol şebekesine kavuşturulması ve büyük şehirlerimizin modern otostratlarla birbirine bağlanması Partimizin başlıca hedeflerinden birisi olacaktır.

İmar, İskan, Şehircilik

88- Köylerden şehirlere doğru başlıyan akımın doğurduğu içtimai, iktisadi, sınai meseleler yanında ele alınması gereken mühim bir mesele de şehircilik, imar ve iskan meseleleridir. Partimiz halkımızın iktisadi seviyesine uygun mesken politikasını şehircilik tekniğinin esasları ile telif edecek ve hem vatandaşlara kolaylık sağlıyacak ve hem de şehirlerimizin gayri sıhhi ve intizamsız gelişmesini önleyecektir. Gece kondu sahalarının ıslahı ve imarı için daha ciddi tedbirleri alacak emrivakilere boyun eğen bir politika yerine şehirleşme hareketini önden giden ve yol gösteren bir politika ile düzenleyecektir.

Şehir planlamalarında mabetlerin inşa ve restorasyonları şehircilik estetiği bakımından ön planda tutulacak ve mabetlerin ibadetten başka maksatlar için kullanılamıyacaklarına dair kanun hükümleri istisnasız bir şekilde tatbik olunacaktır.

Sağlık Hizmetleri

89- Halkın sağlığını korumak vazifesi ile mükellef olan devletin bu vazifesini tatminkar bir nizama bağlamak ka-rarındayız.

90- Sağlık hizmetlerinde yurdun az gelişmiş bölgeleri ile gelişmiş bölgeleri arasındaki hizmet eşitliğini temin edeceğiz. Hekimsiz hastahanelerin ve sağlık merkezlerinin hekime ve kafi miktarda personele kavuşmasını sağlıyacağız.

Koruyucu hekimlik faaliyetlerinin yurda yaygın hale gelmesine halkın sağlığını tehdit eden fiziki, kimyevi ve biyolojik tehlikelere karşı tedbirler alınmasına çalışacağız.

Fakir vatandaşların hastahane kapılarında müşkülata uğramadan parasız muayene ve tedavisini temin edeceğiz.

Yurdun yoldan mahrum bölgelerinde sağlık hizmetlerinin aksamaması için gereken tedbirleri almak kararındayız.

91- Yurt dışındaki hekimlerin yurda dönmesini temine ve yurt içindeki hekimlerin dışarıya muhaceret etmesini önlemeye yarayacak teşvik tedbirleri alacağız.

92- Sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesini devletleş-tirilme şeklinde anlamıyoruz.

93- Sağlık hizmetlerinin en ücra yurt köşelerinde dahi teminat altına alınması için gideceğimiz yolda hekimler arasında mesleki, ilmi yarışma ve olgunlaşmayı teşvik edici verim ve hizmet farkını değerlendirici bir sistem yürüteceğiz.

Nüfus Siyasetimiz

94- Kökü dışarda olan kozmopolit gayri milli teşekküllerin manevi istila hareketlerine muvazi olarak maddi sahadaki bir tatbikatı olmak üzere girişilen ve «aile planlaması, nüfus siyaseti, doğum kontrolü, gebeliği önleme, istediği kadar çocuk yapma hürriyeti» adları altında yürütülen milli gelişmemizi engelleme hareketinin şiddetle karşısındayız.

Memleketimizin kalkınması, gelişmesi ve yarının dünyasında haklı olan yeri alabilmesi için gidilmesi icap eden yol; sağlık kontrolü, eğitim ve umumi istihsali arttırıcı tedbirlerin teminatı altında nüfusun çoğalmasıdır.

Büyük ve kudretli bir Türkiyenin gerektirdiği nüfus artışı çalışmalarında en büyük ehemmiyetle üzerinde duracağımız husus, sıhhatli nesiller yetiştirmek üzere, gıda ve beslenme konusu olacaktır.

Turizm İşleri

95- Tarihi ve tabii zenginliklerimizi yurt ve dünyanın içinde bulunduğu turistik şartları değerlendirecek ve fakat milli ahlak ve karakterimizin icaplarına uygun olacak bir turizm politikası tanzim edeceğiz.

İç turizmin gelişmesi için, ulaştırma, dinlenme ve tanıtma mevzularında kolaylık sağlamak lüzumuna inanıyoruz.

Yabancı turistlerin Türk Misafirperverliğine yaraşır şekilde karşılanması yurdumuzu ve milletimizi yakından tanımaları tarihimizin ve kültürümüzün eserleri hakkında bilgi edinmeleri temin edilecektir.

Bu maksadın husulü için yurdumuzdaki tarihi eserlerin araştırılıp bulunmasına ve milli kültürümüze ait diğer eser-ler ile birlikte onarılmasına öncelik verilecek ve bunlara gereken ilgi gösterilecektir.

Basın-Yayın İşleri

96- Basının, radyo ve televizyonun, başarmağa kararlı olduğumuz kültürel ve ahlaki hamlenin yardımcısı olarak faaliyet göstermesini demokratik usullerle temin edeceğiz.

Partimiz bu müesseseleri birer milli eğitim müessesesi olarak görmektedir. Bölge radyolarının çoğaltılmasını ve birer okul olarak çalıştırılmasını tanzim etmek kararındayız.

97- Ahlak bozucu neşriyat yasaklıyan kanunların eksiksiz olarak işletilmesi, yıkıcı cereyanların tasfiyesi basın politikamızın temel prensiplerindendir.

Dış Politika

98- Tarihi karakterimize ve milletimizin topyekün maksat ve iradesine uygun, uzun vadeli, milli müstakil, şahsi-yetli ve müstakar bir dış politika tatbikine kararlıyız. Dış politikada temel prensibimiz hakkın ve adaletin müdafaası olacaktır.

Beynelmilel alanda haksızlıkları önlemek için mücadele ederek bu mevzuda tarihte parlak misaller vermiş olan milletimizin, Birleşmiş Milletler Anayasasının prensipleri vazedilmeden çok önce bu prensipleri daha mükemmel şekilde yaşadığı ve yaşattığı bir gerçektir. Partimizin dış politikası mana ve istikametini bu gerçekten alacaktır.

99- Beynelmilel mukavelelere, samimi olarak riayet eden milletimizin bu seviyeli tutumunu devam ettireceğiz. Bir yandan barışçı görünerek diğer yandan emperyalist emellerle barışı istismar ve suistimal eden gayri samimi politikalara müsamaha etmiyeceğiz.

100- Jeopolitik durumumuz itibariyle tarihi ve kültürel yakınlığımız olan devletlerle daha yakın münasebetler kuracağız.

Dış Türklerin beynelmilel mukavelelerle ve insan hak ve hürriyetlerini garantiye bağlıyan prensiplerle teminat altına alınmış bulunan haklarının müdafaası için gereken teşebbüslerde bulunacağız.

Hariciye vekaleti teşkilatının ihtiyacı olan elemanların ifa edecekleri vazifelerin hususiyetlerine göre yetiştirilmelerine yarayacak Fakültelerin açılması ve kürsülerin ihdas edilmesi lüzumuna inanıyoruz.

Milli Nizam Partisinin kapatılma gerekçeleri

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Gündüz’ün Milli Nizam Partisi ile ilgili hazırladığı iddianame şu şekilde idi:

Esas: 5P. 1970/3
İddianame: 1971/1
Davacı: Kamu Hakları
Davalı: Milli Nizam Partisi

D. Konusu: 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 4′ncü kısım hükümlerine aykırılık.
Olay: 26 Ocak 1970 tarihinde, merkezi Ankara olmak üzere kurulan Milli Nizam Partisi’nin çeşitli il ve ilçelerdeki kuruluş ve açılış toplantılarında, yapılan konuşmalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa ile belirtilen laiklik ilkesine aykırı davranışlarda bulunduğu
yolunda basında yayınlanan haberler üzerine Siyasi Partiler Kanunu’nun 4′ncü kısım hükümleri çerçevesinde gerekli inceleme yapılmıştır.

“Bağımsız Milletvekili Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından Milli Nizam Partisi adıyla yeni bir siyasi parti kurulduğu bir kısım basın haberleri arasında görülmekle; parti Genel Başkanlığına gönderilen 3 Ocak 1970 gün ve 754 sayılı yazımıza verilen 23 Şubat 1970 ve 13 sayılı cevapta, Milli Nizam Partisi’nin Genel Merkezi Ankara olmak üzere 26 Ocak 1970 tarihinde kurulduğu bildirilmiş, tüzük ve programı gönderilmiştir.
9 Şubat 1970 günü bir kısım basında, Ankara Büyük Sinemada 8 Şubat 1970 günü yapılan ilk kuruluş toplantısı ve bu toplantıdaki konuşmalarla ilgili olarak yayınlanan haberler üzerine 10 Şubat 1970 gün ve 760 sayılı yazımızla önce Ankara Emniyet Müdürlüğüne ve sonra da Ankara, Samsun, iskenderun, Karabük, Safranbolu, Çorum, Çanakkale, Tekirdağ, Kırklareli, Bafra, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Kütahya, Altındağ Cumhuriyet savcılıklarına gönderilen talimatlara verilen cevaplarla, eklerinden, Milli Nizam Partisi’nin bu il ve ilçelerde açılış toplantılarında yapılan konuşmalar bir kısmının ses alma araçları ile tesbit edilip çözümlenmiş yazılı metinlerle gönderildiği, bazı konuşmaların yetkili mercilerce tayin edilen hükümet komiserleri ile güvenlik memurları tarafından düzenlenen tutanaklarla tesbit edildiği ve bir kısmının da Cumhuriyet Savcılıklarınca yapılan hazırlık soruşturmaları beyannameleri ve fezlekelerle teyit edildiği görülmüştür.
incelenen bu konuşma metinlerine göre;

1- Milli Nizam Partisi Genel Başkanı Necmettin Er-bakan’ın 18 Şubat 1970 tarihinde Ankara’da Büyük Sınamada yapılan toplantılarda “Partinin açılışlarını kutladıklarını” ifade ettikten sonra;
“Biraz önce sizlere Milli Nizam Partisi kurucuları takdim olundu. Ama sizden niçin saklayalım, niçin partimizin hakiki kurucularını bu ilk açılış gününde zikretmeyelim?.. Açıkça ilan ediyorum ki, bizim partimizin kurucuları SULTAN FATİH HAZRETLERi, Sultan Yıldırım Hazretleri, Sultan Murat, Sultan Melik Şah, Ulubatlı Hasan, Orhan Gazi, Nizam-ul Mülk, Akşem-seddin, Sultan Yavuz, Kılıçarslan, Alparslan, Gelenbe-vî hazretleri, Sultan Hamid’tir. (57) demiş ve partinin kuruluş beyannamesinden pasajlar okuyarak konuşmasını bitirmiştir.

2- 23 Mayıs 1970 günü Karabük ilçesinde, Site Sine-ma’sında “Esselâmu aleykum” diye başladığı konuşmasını; “150 yıl önce Selanik’te kurulmuş Hareket Ordu-su’ndaki subaylar kandırılmış ve Sultan Abdulhamit Han tahttan indirilmiştir. MNP milletin iman davasını kendisine şiar edinmiştir. Türkiye’de bugün üç yol var; Birinci yol; Solculuk, sonu komünizmin yolu, bu yolda CHP var. ikinci yol; Kozmopolit masonluk yolu. Bu yolda AP levhası var. Üçüncü yol; MNP yolu. Bu yol sağı temsil eden; Hak Yolu, İman Yolu… Önümüzdeki seçim sonunda sizleri 1973 yılında Ayasofya Camii’nde namaz kılmağa davet ediyorum.” (58) demek suretiyle bitirmiştir.

3-18 Haziran 1970 günü Boyabat ilçesinde Sümer Kahvesi’nde “Esselamu aleyküm”, “Müslüman kardeşlerim” diye başladığı konuşmasında;
“Türkiye’de 8 parti olduğunu kendilerinin bunlardan ayrı bir parti olduklarını, AP ve CHP gibi sağcı-sol-cu diye milleti kandırmayıp, Türkiye’ye yeni bir müs-lüman partisi kurulmasının lüzumunu hissederek Milli Nizam Partisi’ni kurduklarını” söylemiştir.

4- 9 Temmuz 1970 tarihinde Tekirdağ Çankaya Kahvesi’nde yaptığı konuşmada;
“Dünya üzerinde kalkınma hızı en fazla olan devletin İsrail ve Japonya olduğunu, bu iki devletin dine karşı itikat ve saygısının büyük olması ile kalkınma hızını elde ettiklerini, iktidara geldikleri zaman Ayasofya’yı müze halinden çıkartıp, cami haline sokarak ilk cuma namazını topluca kılacaklarını” söylemiş ve be-raberlerindekilerle Rüstem Paşa Camii’ne giderek, akşam namazında imamlık görevi yapmıştır.

5- 5 Ekim 1970 günü Kırklareli’nde înci Sineması’nda yapılan toplantıda;
“Milli Nizam Partisi’nin diğer partilerden farklı birçok yönleri bulunduğunu, esasen bir nizam ve düzen içinde çalışmak gayesini güden teşkilatlarının hanımlar muvacehesinde böyle bir parti adını almak zorunda kaldığını, kendilerinin dinine, örf ve adetlerine bağlı imanlı müslüman olduklarını, Avrupalılaşmanın anlamının bulunamadığını, bir kadının kocasından boşanması için iki şahidin kafi geldiğini, Medeni Kanun’un bir kadına kocasından izinsiz çalışmak hakkını verdiğini, kendilerinin millet olarak bin yıllık hak yoluna döneceklerini.” (59) söylemiştir.

6- 17 Eylül 1970 tarihinde Bafra’da Cumhuriyet Meydanında yapılan konuşmasında;
“Milli Nizam Partisi”nin herkesin anladığı manada bir parti olmadığını, teşkilatlanmak ve maksatlarına ulaşmak amacı ile parti adını aldıklarını, kanuni mecburiyetle parti adı altında toplandıklarını, Avrupa ve Avrupalılığın batılılık, Avrupa’nın taharet dahi bilmeyen hippiler olduğunu, 50 yıllık batıl devreden kurtulup 1000 yıllık hakka teslimiyet, devrine geçeceklerini” ifade etmiştir.

7- 7 Ekim 1970 tarihinde Edirne’de Ayvazoğlu Sineması’ndaki konuşmasında;
“Milli Nizam’ın programını lalettayin bir broşür gibi okunmamasını, kalp gözüyle okunacağını, söyleyen sözlerin altında büyük manalar olduğunu anlayarak feraseti Cenab-ı Hakk’ın verdiği; (60)
“Başını örten öğretmen hanımların mekteplerden kovulduğunu, halbuki bu hanımlara en büyük takdirnamenin verilmesi gerektiğini, vakti ile CHP çarşaf giyenlerle, peçe takanlarla uğraştığı gibi Adalet Partisi’nin de öğretmenlerin baş örtmesi ile uğraştığını,” (61)

Evinde dini kitap okuyanların tutuklandığını, Kur’an Kursları’nın kadrolarını ortadan kaldırmak için sinsi tertipler hazırladığını, milletin her şeyi anladığını, tekrar Hakk’a dönüp tarihi mihrakına oturacağını,
“Milli Nizamla Sultan Fatih Hazretleri’nin imanı, aşkı ve azminin yeniden iktidara geleceğini, Milli Ni-zam’ın şehadet işaretinin manasının çok büyük olduğunu, bu işaretin ne olduğunu bilmeyen varsa ve yap-
mıyorsa öğrenince eve gidip tevbe edeceğini ifadeyle topluluğa şehadet parmaklarını kaldırtarak sözlerini tamamlamıştır.” (62)

8- 13 Kasım 1970 günü Kocaeli’nde “Ortak Pazar” konulu konferansında;
“Memleketteki ahlaksızlıkların Milli Nizam Parti-si’nin iktidara gelmesi ile kalkacağı ve eskisi gibi şerefli, ahlaklı, müslüman bir Türk devletinin teşekkül edeceğini” söylemiştir.

9- 13 Ekim 1970 günü Sapanca’da yaptığı konuşmada;
“Milli Nizam’ın bir hak davası olduğu, diğer partilerin batıl ve şer olduklarını ifade ettikten sonra, Milli Nizam işaretinin “Tekbir” olduğunu belirtmiş ve sözlerini herkesi ayağa kaldırıp, parmaklarını da, uzattırdıktan sonra “Ya Rabbi… Milli Nizam’ı evliyaların duasmdaki idarenin bu memlekete gelmesine vesile kıl… Amin! Ya Rabbi!.. Milli Nizam’ın bütün Sapanca’lıların ve milletimizin dünya ve ahiret saadetine vesile kıl… Amin” duası ile bitirmiştir.

10- 3 Ocak 1971 günü Samsun il kongresinde;

“Müslümanlık yolunun hak, Yahudilik ve Hıristiyanlığın batıl din olduğunu, Müslümanlığın diğerlerinden farklı olarak Allah indinde tek din ve hak olduğunu, Müslümanlığın hak, diğerlerinin de adlarının parti olduğunu, ama Milli Nizam’ın hak, öbürlerinin ise nereden geldiğini, Cenab-ı Hakk’ın kalbine hidayet ve merhamet verdiğini, kimlerin bildiklerini ve konuşmağa lüzum olmadığını” söylemiştir.

11- 7 Eylül 1970 günü Ağrı’da yaptığı konuşmada;

“Milletin yeniden bin senelik hak yoluna döneceğini, diğer partilerin milleti imandan ve ahlaktan yoksun ettiklerini söylemiştir.”…
“Milli Nizam Partisi Birinci Büyük Kongresi, senin ve şanlı tarihinin temsilcisi olarak sesleniyoruz..” denildikten sonra;
Milli Nizam Ahdinde:
Manevi İstiklal Harbi kazanılıncaya kadar mücadeleye,
Hakkın hakimiyetini kurmağa,
Milli Nizamı hakim kılmaya,
Bütün gayretimizle çalışacağımıza ahdederiz” denilmektedir.
Genel İdare Kurulunca Büyük Kongreye sunulan “Faaliyet Raporu’nda da belirtildiği gibi Milli Nizam» Partisi teşkilatı kuruluşundan bu yana;
- Meclis’te Ortak Pazar
- Doğu’da, Batı’da, islam’da Kadın
- Basında Prof. Dr. Necmettin Erbakan
- İslam ve İlim
konulu yayınlarda yapmıştır.
Bu yayınlar incelendiği zaman genellikle Genel Başkanın çeşitli yerlerdeki” konferans, demeç ve TBMM’ndeki konuşmalarını kapsadığı görülmektedir.
Buna göre, Genel İdare Kurulu’nda görevli kişilerin açılış toplantılarında bu sıfatlarla yapmış oldukları ve yukarıya belli pasajlar örnek olarak alınıp geniş metinleri dosya içerisinde bulunan konuşmalardaki ifadelerin, partinin kuruluş amacının tayin ve tesbiti yönünde değerlendirilmesi gerekir.
Partinin lider kadrosunun, başka bir deyişle en yetkili kişilerin yukarıda özet olarak alınan konuşmalarının tümü ile de Anayasa’nın Cumhuriyet’in niteliklerini belirten 2′nci maddesi ile temel hak ve ödevler arasında partilerin uyacakları esasları düzenleyen 57′nci maddeleri ve bu maddeler çerçevesinde yürürlüğe konan 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 4′üncü kısım ve özellikle laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunmasına ilişkin hükümlerine aykırı düştüğü kanısına varılmıştır.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıdan beri açıklanan nedenlere göre; Milli Nizam Partisi’nin Siyasi Partiler Kanunu’nun 4′üncü kısmında yeralan 92, 94, 97, 101′inci maddelerine aykırı faaliyetlerde bulunması onaylar nitelikte karar alınmış olması nedeni ile, aynı kanunun 3′üncü maddesinin 2 numaralı bendi gereğince kapatılmasına karar verilmesi talep ve iddia olunur.

4 Nisan 1971
Hikmet Gündüz
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı

Savunan Adam Savunuyor

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Gündüz’ün Milli Nizam Partisi’nin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açması, Erbakan ve parti aleyhine hazırlamış olduğu iddianameyi okumasından sonra Erbakan, kendisini ve partisini savunmak zorunda kaldı.
Erbakan söyledikleriyle, yaptıklarıyla ve düşündükleriyle suç işlemediğine inandığı için soğukkanlı ve rahat bir şekilde iddianamedekileri cevaplayarak savunmaya geçti.

Erbakan’ın savunmasının özeti şu şekilde idi:

“Anayasa Mahkemesi Muhterem Başkanı ve Muhterem Üyeleri,
Anayasa Mahkememiz kurulduğundan bu yana geçen takriben 10 senelik bir devre esnasında ilk defa Anayasa Mahkemesine bir partinin kapatılması talebi intikal ettirilmiş bulunuyor.
Bendeniz, Milli Nizam Partisi hükmi şahsiyetinin bir temsilcisi olarak 19/03/1971 tarihli lâyihamızdaki taleplerimizin yüksek mahkemece incelenmesine yardımcı olmak bakımından kısa bir açıklamada bulunmak üzere yüksek huzurlarınızda söz almış bulunuyorum.
Muhterem Hakimler;
Peşinen arzederim ki, Başsavcılıkça huzurlarınıza gönderilen iddianame Yüksek Mahkemeyi fuzuli işgalden başka bir mahiyet ve mana taşımamaktadır. Bu iddianamenin esasına geçilmeden dahi yüksek Mahkemece reddedileceğine kaniyiz. Bu reddin zaruretini ortaya koyan üç önemli usuli husus Yüksek Mahkemenize 19/03/1971 tarihli Lâyihamızla takdim olunmuştu. Bendeniz, bu lâyihadaki hususların halline geçilmeden önce, herşeyden evvel hakkında karar verilecek olan Milli Nizam’ın asıl manası ve mahiyeti ile bu iddianamenin İddiaları arasındaki büyük mesafenin çok kısa olarak arzına müsadelerinizi rica edeceğim.
Söze başlarken, Milli Nizam hakkındaki her türlü esassız iddianın hak ve hukuk karşısında yok olacağından emin olduğumuzu belirtip, Milli Nizam davasını milletimiz adına icrai adalet eden en yüksek mahkeme huzurunda müdafaa etmekten ancak şeref ve memnuniyet duyduğumuzu kaydetmek isteriz.

Muhterem Hakimler,
Milli Nizam Partimiz 26 Ocak 1970 tarihinde resmen kurulmuş ve 8 Şubat 1970 tarihinde yapılan bir açılış merasimiyle çalışmalarına başlamıştı. Bir yıl zarfında yurdumuzun her tarafına yayılmış, milletimizce benimsenmiş ve 63 vilayette ve 400′e yakın ilçede teşkilatını tamamlayarak bir büyük parti olmuştur. Halen yüzbin-lerce üyesi bulunan en büyük partilerimizden birisi durumundadır.
Her partinin olduğu gibi Milli Nizam Partimizin de kendisini diğer partilerden ayıran ana hususiyetleri olduğu muhakkaktır. Bu hususiyetlerin kısaca açıklanmasının Milli Nizam Partisi hükmi şahsiyetinin hakiki manasıyla takdimi bakımından faydalı olacağı kanaatindeyim.

Milli Nizam Partisi; milletimizin lânettayin, sıradan bir millet olmayıp bin yıllık tarihin en büyük milleti olduğuna kanidir. Milletimizin tarihi ile ve hasletleri ile iftihar duymaktadır,
Milli Nizam Partisi evvelemirde mevcut herhangi bir partinin reaksiyonu olan veya bölünmesinden doğmamış, doğrudan doğruya bir ilim ve fikir aksiyonu olarak teşekkül etmiştir.

Kuruluşu sırasında, milletimizin sürüklenmiş olduğu halihazır çok yönlü maddi ve manevi buhranlardan kurtulup, yeniden bütün insanlığa ışık tutacak bir medeniyet kurmasının nasıl mümkün olabileceğini araştırmış, inandığı yolu, programı ile ortaya koymuştur.
Milli Nizam’ın hakiki hususiyetinin ne olduğunu, iktidara geldiği zaman her sahada ne yapacağı ve nasıl yapacağı takriben yüz kadar üniversite öğretim üyesi, profesör, doçent ve uzmanın uzun aylar boyu yaptıkları çalışmaların neticesi olarak partinin programı halinde ortaya konmuştur.

Milli Nizam diyor ki, cemiyetimize huzur, nizam ve içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet, yalnız hukuk kaideleri ve nizamları ile getirilemez. Hukuk nizamının bir ahlak nizamı ile takviye ve tamamlanması şarttır. Esasen ahlak nizamı olmayan hiçbir nizam, nizam olamaz. Ve en üstün nizam, en üstün ahlak nizamına sahip olan nizamdır.
Halihazır maarifimizde bu noktaya ehemmiyet verilmiyor. Bunun üzerinde ehemmiyetle durulması şarttır. Gençlerin anarşik hareketlerinden bütün milletimiz şikayetçidir. Acaba bu hususta maarif sistemimizin bir
kabahati yok mudur?

Gençlerimize hangi ahlak eğitimi yapıyoruz? Manevi saha ile alakalı sadece bir iki ders vardır. Bunlar da gençlerimize kamil bir dünya görüşü ve ahlakı temel vermekten uzaktır.
Milli Nizam, ahlak nizamına büyük ehemmiyet vermekle Anayasamızın 14. maddesinde ifadesini bulan “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığım geliştirme hakkına sahiptir.” Ve yine Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan “Devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar.” prensibine layık olduğu ağırlığı veren tek parti durumundadır.
Milli Nizam, nüfusu senede 1,3 artan bizim gibi bir memleketin, Avrupa’ya işçi olmaktan kurtulup gerekli iktisadi ve sinai hamleleri yapabilmesi için, bütün maddi ve manevi milli potansiyelimizin seferber edilmesini zaruri görmekte ve milli Nizam ruhuyla hareket edildiği takdirde memleketimizin kısa samanda Japonya misalinden daha parlak örnekler vereceğine inanmaktadır. Nitekim yaşadığımız fiili tecrübeler bu inancımızda haklı olduğumuzu teyid etmiştir. Meselâ 1956 yılında % 100 milli imalat olarak memleketimizde ilk defa dizel motorları imal etmeye teşebbüs ettiğiniz zaman batı taklitçisi zihniyet sahipleri bizim bu teşebbüsümüzde muvaffak olamayacağımızı ileri sürüyorlardı.

Halbuki 300 ortakla ve tamamiyle milli sermaye ile yapılan teşebbüsümüz kısa zamanda başarıya ulaşmış, memleketimize halen senede 8000 dizel motor yapan ve memleketimizin bu sahada bütün ihtiyacını karşıla-

yan büyük bir ağır sanayi tesisi kazandırmıştır, işte bu hakikatlerden dolayı Milli Nizam Partimiz, Batı taklitçiliği zihniyetinin fayda getirmeyeceğine kanidir. Bu ana fikirler Milli Nizam Partisi programının daha başında esas gaye olarak yerini almış ve Milli Nizam Partisi kendi hüviyetini bu esas gaye ile ortaya koymuştur.

Muhterem Hakimler,
Milli Nizam Partimizin hakiki hüviyetini kısaca arzettikten sonra konuya girerken bir kaç cümle ile de iddianamede adı geçen Milli Nizam mensuplarını tanımayı zaruri görüyoruz.
Halihazır Milli Nizam Genel idare Kurulu iki profesör, 6 yüksek mühendis, 3 doktor, 5 eğitimci ve 5 tüccar olmak üzere 23 üyeden teşekkül etmektedir, iddianamede adı geçen 7 üyemizin hepsi de fakülte mezunu, yüksek tahsillidir. Yıllarca milletvekilliği ve senatörlük yapmışlardır. Muhitlerinde kültürleriyle, ahlakla-nyla, medenilikleriyle tanınmış kimselerdir.
Hal ve keyfiyet bu iken bu hakikatlerle uzaktan yakından alakası olmayan ve ne partimizin, ne de şahısların şahsiyetleri incelenmeden ve kendilerine tek kelime sorulmadan gıyapta, gizlice ve Milli Nizam’ı ne şekilde olursa olsun itham etmek isteyen, ard maksatlı çevrelerin tesiri altında çalışmış ve fakat hakikatte içi boş ve sadece mürettep bir iddianame tanzim olunarak yüksek mahkemeye tevdi olunmuştur.

Her türlü hukuki esastan mahrum, mesnetsiz böyle bir iddianamenin yüksek mahkemeye tevdiinde kanaatimizce asıl saik, katiyyen hukuki sebepler olmayıp, bunlarla hiç alakası olmayan siyasi tesirlerdir. Efkâri
umumiye bu davanın Milli Nizam gelişmesinde endişeye kapılan bir kısım AP yöneticilileri tarafından tahrik edildiği kanaatindedir. 10 Ekim 1971 ara senato seçimlerinin yaklaşması muvacehesinde bir an önce Milli Ni-zam’ın inkişafının önlenmesi için bu yola gidildiği kabul olunmaktadır.
Hadiselerin tarzı cereyanı da bu mülahazaları teyid ve takviye eder mahiyettedir.

1- Bu iddianamenin müphem, delilden mahrum, usul ve kanuna aykırı olarak sevk edilmiş olması,
2- Anarşik hareketlere adı kansan partiler hakkında dava açılacağına dair resmi beyanlara rağmen, o partiler bir kenara bırakılarak, 500′e yakın açılış toplantılarına binlerce vatandaş katıldığı halde bugüne kadar tek zabıta vakası mevcut olmayan partimiz aleyhine dava açılmış olması,
3- Diğer partilerin bir çok mensupları hakkında parti yasaklarına aykırı hareketlerden dolayı Meclis’e intikal etmiş yüzlerce dosya bulunduğu halde, bu partilerin hiçbirisi hakkında tatbikata girişilmeyip şahıs konuşmalarından dolayı kanunen mümkün olmadığı halde, doğrudan doğruya partimiz hükmü şahsiyeti aleyhine müracaatta bulunulması,
4- Dosya münderecatına nazaran şahıslara ait bazı tertip mahsulü evraklar bir sene önceki konuşmalara ait olduğu halde, bekletilerek müracaatın kısmi senato seçimleri sathı mailinde ve hatta Siyasi Partiler Kanunu’nun 110. maddesi son fıkrasındaki, dava açılmasına tahdit konulan seçim devresinde harekete geçilmiş olması,

5- Dosya muhtevasını teşkil eden muharref ve mü-rettep konuşmaların mahalli bölgelerden normal yollardan intikal etmeyip, yukardan yapılan müteaddid tazyik ve tahriklerin neticesinde temin edilmiş olması,
Ve bunlara benzer pek çok sebepler mevcuttur.

Dosyada esasen muhteviyat ve hazırlanış itibariyle böyle alelacele her türlü hukuki esastan mahrum da olsa derlenmiş olmak için tanzim edilmiş bir dosya mahiyetini taşır.

Hakikat odur ki ille bir dosya tanzimi için yapılan gayretler sonunda 500 il ve ilçenin sadece bir kaç tanesinden onun bunun “Hatip böyle dedi” iddialarından öteye geçmeyen bir söz yığını zaptı toparlanmıştır. Bu söz yığınının mahiyetini ve iddianamenin dayandığı kaynakların mahiyetini apaçık görmek bakımından, hem de ses bandından alındığı iddia edilerek dosyaya konmuş bulunan lânettayin seçilmiş, şu beş satırı arzedeyim:

iddianame eki, 8 Şubat açılışı, sayfa l’in son kısmi;
“Milli Nizam Partisi’nin kuruluncaya kadar ayrı ayrı fikirlerini nihayet nizam mektubunda kararımı verdim. Nizam bir fikrin… sırasında madde halined… kâinatın, göklerin, alemlerin nizamında, insan vücudundaki düzene, bal peteğindeki geometriye bir … mimariye kadar böyle böyle olunca kafa kağıtlarına yapıştırdıkları fotoğraflar gibi bir davanın kendi bu çizginin içi nerde memur kılındığı görebilmiş olsalardı, ona refahuzran ve tankerin yanında… Avrupalı bizim iç düzenimizi bozmadı.
îşte iddianame, gerçekten bu derece uzak ve bundan biraz farklı söz yığınlarına istinaden derlenmiştir.

Muhterem Hakimler,
Bu kısa maruzatımızdan maksadımız, davanın esasına girmek olmayıp, sadece söz konusu olan partimizi ve davanın mahiyetini kısaca bilgilerinize arzetmektir.
Bendenizin bu maruzatını dinlemek lutfunda bulunduğunuz için teşekkür eder, hepinizi hürmetle selamlarım.”

Prof. Dr. Necmettin Erbakan MNP Genel Başkanı

Milli Nizam Partisinin Kapatılması

Dava açan: Hikmet Gündüz

Gerekçe: Anayasa’nın 2,19 ve 57. maddeleri

Sebep: Laikliğe aykırı faaliyette bulunmak

Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Gündüz’ün Milli Nizam Partisi’nin laikliğe aykırı faaliyette bulunduğu sebebiyle kapatma davası açtığı için anayasa Mahkemesi Milli Nizam Partisi Genel Merkezine dava ile ilgili bir tebligat gönderiyor. Tebligatı alan parti yetkilileri bu işe şaşırmışlar. Çünkü bir dava savcılıkça hazırlanırken, dava edilen partinin temsilcisi çağrılıp hakkınızda şu iddialar yapılıyor, savunmanız nedir, karşı delilleriniz var mı diye sorulması gerekirken bu yapılmadan kapatma davası açılmış.

Başsavcı tarafından hazırlanan iddianamede yer alan suçlamalar şunlardı:

1- Bazı hatiplerin il ve ilçelerde yaptıkları konuşmalar
2- Milli Nizam Marşı
3- İslam ülkeleriyle ekonomik münasebetlerin geliştirilmesi gerektiğine dair parti görüşü.
4- Gençlik Kollarının neşrettiği broşür
5- Çeşitli gazetelerde MNP’ni eleştiren, mizah maksadıyla çizilmiş karikatürler.

Anayasa mahkemesi önce dâvaya duruşmalı olarak bakılması gerektiğine karar verdi ve Erbakan’ı davet etti.
Savunan Adam yine davasını, partisini ve hakkını
savunma makamında idi. Savunmasında Erbakan yapılan iddiaların, aleyhlerinde, Anayasa Mahkemesi’nde kapatma sebebi yapılamıyacağını izah ediyordu.. Çünkü Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu iddiaların önce, parti yasaklamaları inceleme kurulu adı verilen bir alt dereceli mahkemede incelenmiş olması gerekiyordu. Şayet, o kurulda ileri sürülen hususlar, kanun dışı olarak kabul edilirse, partiye tebligat yapılacak kanun dışı fiil ve sözleri işleyen partilerin bir ay içerisinde partiden ihracı istenecek, eğer bir ay içerisinde o kimseler partiden ihraç edilmezse ancak ondan sonra parti aleyhine Anayasa Mahkemesi’nde dava açılabilecekti.
Anayasa Mahkemesi, Erbakan’ın savunmada dayandığı Siyasi Partiler Kanunu’nun iki maddesini, Anaya-sa’ya aykırı bularak re’sen iptal edip davaya duruşma-sız bakmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, savcı partiye veya partililere hiç haber vermeden, savunma istemeden kapatma davası açtı, Anayasa Mahkemesinde duruşma yapmadan evrak üzerinde karar vererek, Milli Nizam Partisi’ni kapattı.
Partisinin kapatılması kendisini çok üzdüğü için Erbakan bir kalp rahatsızlığı geçirdi ve İsviçre’de tedavi gördü.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s